Niyetlerimiz, Şaşmaz Terazide Tartılınca

Niyetlerimiz, Şaşmaz Terazide Tartılınca

Muhterem Okuyucularımız;

Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- Allâh’ın kendisine hususî lûtfuyla zaman ve mekânın derinliklerinde, pek çok gaybî bilgiye mazhar olmuştur. Bu bilgilerden bazılarını da ümmetini îkaz sadedinde paylaşmıştır. Bu hakikatlerden birinde Cenâb-ı Hakk’ın huzûruna çıkıldığında bir manzara gözümüzün önüne serilir. Şöyle ki:

Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken dinledim, demiştir:

“Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehid düşmüş bir kimse olup huzûra getirilir. Allah Teâlâ ona verdiği nîmetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder. Cenâb-ı Hak:

«–Peki, bunlara karşılık ne yaptın?» buyurur.

«–Şehid düşünceye kadar Senin uğrunda cihad ettim.» diye cevap verir.

«–Yalan söylüyorsun. Sen, ‘babayiğit adam’ desinler diye savaştın, o da denildi.» buyurur.

Sonra emrolunur da o kişi yüzüstü Cehennem’e atılır.

Bu defa ilim öğrenmiş, öğretmiş ve Kur’ân okumuş bir kişi huzura getirilir. Allah ona da verdiği nîmetleri hatırlatır. O da hatırlar ve itiraf eder. Ona da:

«–Peki, bu nîmetlere karşılık ne yaptın?» diye sorar.

«–İlim öğrendim, öğrettim ve Senin rızân için Kur’ân okudum.» cevabını verir.

«–Yalan söylüyorsun. Sen ‘âlim’ desinler diye ilim öğrendin, ‘ne güzel okuyor’ desinler diye Kur’ân okudun. Bunlar da senin hakkında söylendi.» buyurur.

Sonra emrolunur o da yüzüstü Cehennem’e atılır. (Daha sonra) Allâh’ın kendisine her çeşit mal ve imkân verdiği bir kişi getirilir. Allah verdiği nîmetleri ona da hatırlatır. Hatırlar ve itiraf eder.

«–Peki ya sen bu nîmetlere karşılık ne yaptın?» buyurur.

«–Verilmesini sevdiğin, râzı olduğun hiçbir yerden esirgemedim, sadece Senin rızânı kazanmak için verdim, harcadım.» der.

«–Yalan söylüyorsun. Hâlbuki sen, bütün yaptıklarını ‘ne cömert adam’ desinler diye yaptın. Bu da senin için zaten söylendi.» buyurur. Emrolunur bu da yüzüstü Cehennem’e atılır.” (Müslim, İmâre, 152)

Bu hadîs-i şerîfte açıkça görüldüğü üzere, insanların ne dediğine öncelik veren, onların tavır ve sözlerini “Allâh’ın rızâsının önünde ve üstünde” kabul eden kimselerin, âhirette elleri boş kalacaktır. İster şehid, ister âlim, isterse cömert bir zengin olsun… Yaptığı ameller, onu kurtaramayacak, âhiret sermayesine dönüşmeyecektir. Çünkü o bunları, “âhiret için” yapmamış, dünyadaki karşılığını da “dünyevî söz ve iltifatlarla” fazlasıyla almıştır.

O hâlde asıl olan, niyetimizin semeresi ve hâsılasıdır. Hüsn-i niyet, ihlâs ve îman ile yapılmayan hiçbir şeyin âhirette, sonsuz mükâfat yurdunda bir karşılığı ve faydası olmayacaktır. Hayatı boyunca büyük bir emek ve gayret sarf ettiğini düşünerek götürülen amellerin terazide “sıfır çekmesi” ne acıdır!

Cenâb-ı Hak, cümlemizi, âhiret mahcûbiyetinden, ebedî hüsran ve kayıplardan muhafaza buyursun. Bizi, râzı olacağı niyet ve sâlih amellere muvaffak eylesin. Niyetlerimizi rızâsıyla te’lif eylesin. Kalplerimizi ve ayaklarımızı sırât-ı müstakîm üzere sabit kılsın. Bizi, nîmet verdiği kullar arasında, Cennet ve cemâliyle şereflendirsin. Âmîn.