Çocuk Terbiyesinde Ölçüler

Çocuk Terbiyesinde Ölçüler

Çocuklar, ana-baba elinde birer emânettir. Çocukların sâf ve temiz kalbleri bir cevherdir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa ne ekilirse onun meyvesi alınır.

Tahrim Sûresinde mealen:

“Ey iman edenler! Kendinizi, evlerinizde ve emirlerinizde olanları ateşden koruyunuz!”  (Tahrim; 6) buyuruldu.

Anne-babanın, evlâdlarını cehennem ateşinden koruması, dünya ateşinden korumasından daha önemlidir. Cehennem ateşinden korumak da imanı, farzları, haramları öğretmekle, ibâdete alıştırmakla ve dinsiz, ahlâksız arkadaşlardan korumakla olur. Bütün kötülüklerin başı, kötü arkadaştır.

Evlâdına, Allah-ü Teâlâ’yı ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizi öğretmeyen, sevdirmeyen, ana ve babalar onun hem dünya hem de âhiret kâtili sayılır.

Evlâdına dinini öğretmeyen ana-baba, dünyanın en merhametsiz insanlarıdır.

Çocuk üşümesin, uykusuz kalmasın diye onu namaza kaldırmamak cinâyetlerin en büyüğü sayılır. Bu iyilik değil ona karşı en büyük kötülüktür. Bundan daha büyük bir budalalık tahayyül edilemez.

Dini terbiye vermeden evlâd yetiştirmek, sobada yakmak için ağaç yetiştirmek gibidir. Allah-ü Teâlâ’nın verdiği her ni’metin şükrünün yapılması lâzımdır. Şükrü yapılmazsa elden gider. Evlâd nimeti, Cenâb-ı Hakk’ın verdiği güzel nimetlerdendir. Eğer çocuk İslâm itikadı ve İslâm terbiyesi ile yetiştirilmezse, nimetin şükrü yapılmamış olur. Ayrıca emânete hıyânet edilmiş olur. Allah Teâlâ, hepimizi küfrân-ı nimetten ve emânete hıyânet etmekden muhafaza buyursun. Âmin.

Çocuk terbiyesine üç yaşında başlanmalı, “daha ufaktır, anlamaz” gibi düşünce ve sözleri bırakmalı. Nebata filiz halinde iken eğip bükmek, şekil vermek kolay olur. Büyüdüğünde sertleşir, eğilmez, bükülmez olur. Yani İslâmî terbiyesi ihmâl edildiği için, iş zorlaşmış olur. Anne-baba anlayışlı olursa çocuklarının ruhî gelişmeleri hususunda gayretleri boşa gitmez.

Zekî, akıllı kimseler, çocuklarının terbiyesi hususunda itidalli hareket ederler. Ne fazla şımartırlar ne de ürkütürler. Lüzumundan fazla korkutmazlar. Çünkü fazla korku çocuğun, anaya-babaya karşı sevgisini azaltır. Halbuki çocuğa ölçüsünde olmak şartıyla sevgi ve şefkat gösterilmelidir.

Bazı kimseler de çocuklarına karşı aşırı düşkündürler, adeta başlarına taç ederler, bu yüzden çocuklarının yerli yersiz her istek ve arzularını hoş karşılarlar, böyle hareket etmekle, onların terbiyelerini ihmal etmiş olurlar. Böyle yetiştirilen çocuklarda her isteklerinin yapılacağı kanaati hâsıl olur. Büyüdüklerinde de anaya-babaya karşı itaatkâr olamazlar. Âsi olurlar.

Bazıları da aşırı baskı yaparlar, azıcık olsun hürriyet vermezler. Zaruret halinde dahi konuşmasına müsamaha etmezler. Böyle olunca da zahiren çocuk itaatkâr görünse bile, bazen bu hal onu isyan ve karşı gelmeğe kadar sevk eder.

Her şeyde olduğu gibi çocuk terbiyesinde de orta hali tercih etmek gerekir.

İmam Gazalî kuddise sirruh buyuruyorlar:

Baba, baba olduğunu, büyüklüğünü hissettirmelidir. Anne de çocuğunu babası ile korkutmalıdır. Gündüz uyutmamalıdır, zira gevşek olur. Yumuşak yatakta yatırmak doğru değildir. Böylece bedeni kuvvetli olur... Çocuğa fazla baskı yapmamalıdır. Sıkılmak ve üzülmekten dolayı kötü huy peydâ eder ve kalbi katılaşır.

Herkese karşı alçak gönüllü olmasını telkin etmeli, kibrin kötülüğünü, tevazu ve alçak gönüllü olmanın faziletini tekrar tekrar anlatmalıdır.

Çocuğun, kimseden para almamasını, bilakis daima vermesini teşvik etmelidir. Fazla konuşmamasını, katiyen yemin etmemesini, sorulmadan konuşmamasını, kendinden büyüğüne saygı göstermesini ve onun önünden yürümemesini, dilini kötü söz söylemekten, sövmekten ve lânetten korumasını öğretmelidir.

(Hâce Mûsâ Topbaş, Aile Saadeti s. 28)