Seher Vakti

Seher Vakti

Muhterem Üstaz Hazretleri:

Seher vaktinin önemine binaen şu aşağıdaki ayeti kerimeleri sık sık tekrar ederlerdi.

"Muttakiler geceden az bir zamanda uyku uyurlar, ve gecenin diğer vakitlerinde ibadetle meşgul olurlardı. Onlar seher vakitlerinde istiğfar ederler." (Zariyat 17/18)

"Mü'min kamillerin yanları yataklarından uzak olur, Allah'ın azabından korkularına ve rahmet-i ilahiyeyi ümid ettiklerine binaen Rabblarına tazarru ve niyaz ederler ve onlar bizim verdiğimiz rızklardan muhtaç olanlara infak ederler." (Secde suresi /l6)

Bu ayetleri sık sık okumaktan gayeleri her aklı selim sahibi mü'minlerin, bu lahuti zamanın kıymetini bilip, ona göre amel etmelerîne dikkatli olmaları bakımındandır.

Fahri Kainat Efendimiz buyuruyorlar:

-Farz olan beş vakit namazdan sonra, namazların en faziletlisi geceleri kılınan teheccüd namazıdır.

Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri bazan sabahlara kadar namaz kılar, hatta ayakları şiştiği olurdu.

Bu hali gören Aişe radıyallahu anha validemiz hazretleri:

- Ya Rasûlullah! Senin geçmiş, gelecek günahların afvedilmedi mi? sorusuna cevaben:

- Ya Aişe! Çok şükredici bir kul olmayayım mı? buyururlardı.

Bilhassa muhterem üstaz hazretleri Bursa'daki devlethanede bulundukları gecelerde, seher vakitlerinde Hu hu kuşunun hu hu deyerek zikrettiğine işaretle,

- Gündüzleri kuş ötüşleri ve çığlıkları dünyevî maişet temini içindir fakat bu garib kuşun gecelerde ötüşündeki gaye ise sırf Cenab-ı Hakkı zikirdir, buyururlardı.

Bir Allah'ın kulu, kuştan daha mükerrem olduğuna göre Cenab-ı Hakkın Halikliğini, kendinin de kulluğunu idrak edip, ister sıcak ister soğuk günlerde, ister sıhhatli, ister takatsiz olsun, elinden geldiği kadar canı gönülden, seve seve seherlerde, yani gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kalkıp, gene Cenab-ı Hakk'ın izni île namaz, dua, istiğfar gibi kulluk vazifelerini ifa etmesi lazımdır.

FEYZ-İ İLAHÎNİN İNDİĞİ ANLAR

Seher vakti ne lahuti bir zamandır. Allahü Teâlânın kullarına bahşettiği en mühim ikramıdır, manevi ziyafetidir. Bütün Hak aşıklarının kışın sıcak yataklarını terkedip, gönüllerini Halik Teâlâya verdikleri, kudsi, ulvî anlarıdır. Göz yaşları ile namaz, niyaz, istiğfar, tefekkür, zikrullah île nefislerinden çıkıp Rabbü'l-alemine samimiyetle iltica ettikleri demleridir.

Bu öyle bir vakitdir ki, feyz-i ilahi yağmur gibi semadan nüzul suretiyle, seherîlerin kalble-rinde tecelli eder. Bütün ruhaniyet ve melaike-i kiram hazeratı da iştirak ederler. Gece kılınan iki rekat namaz gündüz kılınan (farzlar hariç) bütün namazların fevkindedir.

Bu manevi ziyafetten istifade etmek isteyen, gereğini yerine getirmesi lazımdır. Bunun için gece geç vakitlere kadar oturup, seher vaktinin kadrini bilmeyenlerden olmayalım.

Cesedin rahatını, sıhhatimizin devamını, erken yatmakla elde etmeliyiz. Erken yatar isek fuzuli konuşmalarımızı önlemiş oluruz. Akşam yemeklerini hafif yemek hem dinî hem de tıbbî adabtandır.

Gecenin ilk saatlerindeki uyku, vücudun dinlenmesi bakımından daha semerelidir.

Seher vakti gafil zümrenin uyuduğu, gönül sultanlarının samimiyet ve tevazu ile rablarıyla hemdem oldukları bayramlarıdır. Manevi terakkiyat; ilerleme vesilesidir.

Gece vücut istirahat ettiği, dinlendiği için zindedir. Salim, masivadan silinmiş bir kalble yapılan murakabe, tefekkür neticesi olarak, insan kitaplarla elde edemediği, öğrenemediği bir çok ruhanî bilgilere sahip olur.

Seherlerde kalkanların sıhhatleri, ruhen inkişaf ettikleri için, bir kuş gibi hafif olurlar, az uyku kafi gelir, yemeleri de azalır, fuzulî konuşmaları da. Fazla uyuyanlarda ise ağırlık, sıklet ve atalet olduğu için daima sıhhatlerinden şikayet ederler.

Fahri kainat sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyururlar:

- Cennette öyle odalar vardır ki içi dışından, dışı içinden görülür. Allah onları sözü yumuşak söyleyenlere, yemek yediren, oruca devam eden, insanlar uykuda iken gece namaz kılanlara hazırlamıştır.

Teheccüde kalkanların yüzlerinde kemal-i iman, nür-u melahat tecessüm eder, büyüklen-mezler, gönülleri alçalır, yerle bir olur. Mün'imi hakikiyi müşahede ettikleri için, seherlerde kalkamayanları ayıplamazlar. Acırlar, merhamet gösterirler, onlar için de dua ederler.

İmamı Gazali kuddise sirruh hazretleri diyor ki:

Bazı zevat, Cüneydi Bağdadî 'yi vefatından sonra rüyada görmüş kendisine : Ya Eba'l-Kasım! Ne haber var diye sormuş.

Cüneyd kuddise sirruh şu cevabı vermiş :

- Zahir ilimleri zâyi' oldu, bâtınî ilimler fenâ buldu. Bize gecenin karanlığında kıldığımız bir kaç rek'at namazdan başka bir şey fayda vermedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:

- Kişi gecenin bir kısmında uykudan uyanıp da ailesini de uyandırdığı ve ikişer rekat namaz kıldıkları zaman Allah'ı çok zikreden erkeklerle kadınlardan sayılırlar. (Ebu Davud, İbn Mace)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:

- Kişi için gece yarısı kıldığı iki rekat namaz, bütün varlığı ile dünyadan hayırlıdır. Eğer ümmetime ağır gelmesinden korkmasaydım, bu iki rekat namazı onlara borç kılardım.

Gene buyuruyorlar:

- Gece kıyamına devam edin; zira bu, sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allah'a yakınlık ve günahlara kefaret olup insanı bedenî hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.

AHIRET AZIĞI

Resûlü Ekrem Efendimiz:

- Ya Eba Zer! Yolculuğa çıktığın vakit azık alır mısın? buyurdu. Ebu Zer radıyallahu anh :

- Evet alırım, ya Rasûlullah! dedi. Bunun üzerine Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

- Dünya yolculuğuna azıksız çıkmazsın, ya ahiret yolculuğu için ne yaparsın? Kıyamet günü faydalanacağın azığı sana bildireyim mi?

Ebu Zer radıyallahu anh:

- Bildir ya Rasûlullah.

Resulü Ekrem Efendimiz buyurdular:

- Kıyametin dehşeti için sıcak günlerde oruç tut, kabrin vahşeti için gece namazı kıl, önümüzdeki büyük hadiseler için de hac et, yoksullara yardımda bulun ve kötü söz söyleme.

Malik bin Dinar anlatıyor: Bir gece uyuya kaldım ve evradımı yerine getiremedim. Rüyamda güzel bir cariye karşıma çıktı, okur yazarlığın var mı? dedi. Ben de var, dedim. O halde şu yazıyı okur musunuz? dedi ve elime bir kağıt verdi. Şunlar yazılı idi:

- Dünyanın geçici ve aldatıcı nimetleri, ölümsüz olarak yaşayacağın cennetin zevk ve sefasından seni alıkoymuştur. Yani geçici olarak kendisinden zevk aldığın bu uyku ebedi seadetini sağlayacak ibadetine mani olmuştur. Uyan namaz kıl, Kur'an oku, zira bunlar uykudan hayırlıdır diye yazılı idi.

Zünnun-ı Mısri kuddise sirruh buyurur:

- Allah Teâlâ'nın dostlarına hazırladığı cenneti, düşmanları için hazırladığı cehennemi, O'nun yüceliğini kabul etti. Kur'an'dan anlayan gözler, onun azameti karşısında saygı ile eğildi ve uykularını feda etti.

Gene bir şair de der ki:

- Ey uzun uyku ve derin gaflete dalan insan, bilmiş ol ki, çok uyku ve gafletin sonu nedamettir. Geceleyin Azrail'in gelip de senin canını almayacağından emin misin? Emin olarak uykuya yatan nicelerini Azrail yakalamıştır. Kabre girdiğin zaman, iyi veya kötü amellerini hazır bir döşek bulacak ve orada uzun uykuya yatacaksın.

Abdullah İbni Mübarek kuddise sirruh buyurur:

- Gece karanlığı bastığı zaman, onlar rukü ederler, çünkü korku uykularını kaçırmıştır. Kendilerini emniyette hisseden gafiller ise dünyada gaflet uykusuna dalmış fırsatı kaçırmışlardır.

ALLAH SEVGİSİ ve İMAN KUVVETİ

Gece ibadetini kolaylaştıracak sebeplerin en kuvvetlisi, Allah sevgisi ve iman kuvvetidir. Çünkü gece namaz kılan insan, okuduğu her kelime ile Allah Teâlâ ve tekaddes hazretlerine münacaatda bulunduğunu, hatta kalbinden geçenlere de Allah'ın agah olduğunu, kalbinden geçen hatıraların ilham-ı ilahî olduğunu bilir. Allahu Teâlâ'yı seven kimse, elbette O'nunla tenhada kalmayı ister ve sevgilisi ile münacaatdan da zevk alır. Bu zevk onu, kıyamını uzatmasına sevk eder.

Fudayl bin İyad kuddise sirruh buyurur:

-Güneş batarken Allah île baş başa kalacağım diye sevinirim;

Güneş doğarken de insanlar ile uğraşacağım diye üzülürüm.

Ariflerden bir zat şöyle der:

- Allahu Teâlâ ve tekaddes hazretleri seher vakti uyanık kimselerin kalbine bakar ve onların kalbini nur ile doldurur. Kalbleri hikmetle dolar. Sonra onların kalblerinden hoşlanmadıkları şeyler gafillerin kalbine aktarılır.

Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

- Müminin şerefi gece namazına kalkmasında ve izzeti insanlardan müstağni bulunmasındadır.

Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurur:

- Sizden biriniz uyuduğu zaman, şeytan kafası üzerine üç düğüm düğümler ve her düğüm atışında ise "daha vakit çok, yat uyu" der. İnsan onu dinlemeyip uyanıp Allah'ı andığı zaman düğümlerden biri çözülür. Kalkıp abdest aldığı zaman ikincisi, namaza kalktığı zaman üçüncüsü de çözülmüş olur. Bu suretle temiz ve neş'eli olduğu halde sabahlar. Şayet şeytanın bu düğümlerine aldanarak sabahlarsa tembel ve habis olarak sabaha çıkmış olur. (Buhari, Müslim)

Gene buyurdular:

- Şeytanın buruna çekilecek enfiyesi, ağızda yalanacak ilacı, göze sürülecek sürmesi vardır. İnsan o ilacı burnuna çekince ahlakı bozulur. Dili île yalayınca kötü sözler konuşur, gözüne sürünce de sabaha kadar uyanmadan uyur. (Taberani)

Gene buyurdular:

- Gece kıyamına devam edin; zira bu, sizden önceki salihlerin ibadetidir, Allah'a yakınlık ve günahlara kefaret olup, insanı bedeni hastalıklardan korur, ve günahlardan uzaklaştırır. (Tirmizi)

Gene buyurdular:

- Gece namaz kılmak itiyadı olduğu halde uyanamayan kimseye aynen namaz kılmış gibi sevap verilir ve uykusu da kendisine sadaka olur. (Ebu Davud, Neseî)

Ezher bin Mugis kuddise sirruh buyurur:

- Bir gece rüyamda, dünya kadınlarına benzemeyecek güzellikte bir kadın gördüm. Ona:

- Kimsin diye sordum. O;

- Cennet Hurilerinden biriyim, dedi. Ben:

- Benimle evlenir misin? dedim. O;

- Beni efendimden iste ve nikah mihrimi hazırla, dedi. Ben

- Nikah mihrin nedir? diye sordum. O;

- Nikah mihrim, çokça gece ibadetidir, dedi.

Rivayete göre Vehb kuddise sirruh otuz sene başını yastığa koymamıştır.

"Evimde serili döşek görmektense, şeytan görmek daha hoşuma gider. Zira yatak insanı uyumağa davet eder" demiştir. Bu zatın deriden bir minderi vardı. Uykusu geldiği vakit göğsünü ona dayar üzerinde bir iki süründükten sonra tekrar namaza kalkardı.

Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh hazretleri Kur'an-ı Kerim'deki Müzzemmil Süresi ayet 6' daki: Meali:

"- Gerçek gece ibadete kalkan nefs var ya, işte o uygunluk (kalbin lisana ve kulağa uyması) itibariyle daha kuvvetlidir. Hem de kıraatçe daha sağlamdır." okudu ve devam etdi:

Bu ibadet uykudan sonradır. Halk uyuduktan sonra yapılan ibadettir. Nefs, kör tabiat, heva ve irade uyuduktan sonra yapılan ibadettir. O zaman kalb yalnız başına kalır. Rabbı ile baş başadır. O zaman onun yiyeceği ve içeceği aziz ve celil olan Allah'a münacaattır, yakarıştır, yalvarıştır. O zaman onun yiyeceği ve içeceği kıyamdır. Allah'ın huzurunda namaza duruştur, rükudur, secdedir.

Görmez misin ki, Allah'a yönelmekten alıkoymasın diye dünyaya iltifat etmeyen kişi, aynı şekilde ahirete de iltifat etmez, ahirete değer vermez. Ta ki Allah'a teveccüh etmesine ahiret mani olmasın. Dünyaya ve ahirete iltifat etmeyen kişi, ahiretinin de hiç olmamasını temenni eder. Çünkü ahiret tatlıdır. Ortadadır, Rahmettir. Kalb ile öz, kişinin ilk göze çarpan yeridir. Çünkü kişinin kalbinde ne varsa, aynen dışında belli eder. Bu bakımdan kişinin ilk göze çarpan yeri kalbidir, özüdür.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

- Cebrail aleyhisselamdan; ey Cebrail, ümmetimin göğe götürülen amelleri içinde, Allahü Teâlânın en ziyade sevdiği amel hangisidir diye sordum. Cebrail aleyhisselamı gördüm, ağlıyordu. Ey Muhammed! Senin ümmetinin amellerinden Allahü Teâlânın en sevdiği, seher zamanında olan ağlama ve inlemeleridir, dedi. ( Riyad ün Nasihin'den)

Bir kudsî hadiste şöyle buyurulmuşdur:

- Ey ademoğlu! Ben, ilhamlarımı seherlerde indiririm. Halbuki , o zaman siz uykudasınız. Hikmetlerimi karnı boş olanlara veririm, halbuki siz doymuşsunuz. Bunları (yani ilham ve hikmetlerimi) nasıl bulursunuz?

GECE GÜNDÜZ HAKK İLE...

Bilindiği gibi Allahü Teâlâ muhtelif peygamberlerine bazı hususları bildirerek buyurmuştur ki:

- Benim bazı kullarım vardır, beni çok sevdikleri için ben de onları çok severim. Beni arzu ettikleri için ben de onlara müştakım. Beni zikrettikleri için ben de onları daima hatırlarım; bana yöneldikleri için ben de onları gözetirim. Onların yoluna girersen, seni severim. Onlardan yüz çevirirsen sana buğz ederim.

- Onlar nasıl belli olurlar ? diye sorulunca buyurdu ki:

- Onlar, çobanın koyunlarını güneşten korumak için gölgeleri seçmesi gibi, gündüzleri göl-gelere yani tenha yerlere sığınarak kendilerini korurlar. Kuşların yuvalarını özlemeleri gibi, hasretle güneşin batışını arzu ederler. Akşamın alaca karanlığı onları sardığında, adeta karanlığa kavuştuklarında, sevgililer sevdikleri ile baş başa kaldıklarında bütün arzularıyla, bana yönelirler, yüzlerini bana çevirirler, bazan ağlayıp, inleyerek, bazan ah u vah ile yalvarmalarında, benim için nelere tahammül ettiklerini görür, bana karşı sevgilerini nasıl izhar ettiklerini duyarım. Onlara verdiğim şeylerin birincisi, kalplerine nurumu bütün kuvvetiyle doldurmam ve bu suretle benim onlardan haberdar olduğum gibi, onların da benden haberdar olmalarını temin etmemdir. İkincisi ise, yedi kat yer ve gök ile içindekiler terazinin bir kefesine konsa, amellerin ağır gelmesi için, diğer kefeyi yükseltir, amellerini ağırlaştırırım. Üçüncü olarak onları rızama nail ederim. İşte o zaman rızama nail olanın ne hale geleceğini bir görmelisiniz! Nimete gark ettiğim kişiye, neler ihsan edeceğimi, tam manasıyla kim idrak edebilir? ..

Geceyi sadece Rabbine münacatla geçiren gerçek müridin, geceyi bu şekilde ihya ederek elde ettiği nimetler gününün her anına yayılır ve gündüzü gecesinin himayesinde olur. Bu ise kalbinin ilahi nurlarla dolu olması demektir. Gün boyunca bütün hareket ve davranışları gece biriken nurların fışkırmasından kaynaklanır ve bedeni ilahî bir cisim haline gelerek onu yanlış davranışlardan korur ve sükunetinin artmasına sebep olur.

Uykudan uyanınca, riayet edilmesi gereken edeblerin en güzeli, gönlü Allahü Teâlâya yöneltmek, düşünme melekesine masiva düşüncesi arız olmadan, fikrini Hakkın fiillerine çevirmek, dili zikir ile meşgul etmektir. Sadık mürid, uyuduğunda, bir şeyin arzu ve sevgisiyle uyuyup, uyandığında tutkun olduğu o şeyi isteyen çocuk gibidir. Sadık aşığın da Allah sevgisi ve onunla meşguliyeti, ölüme, kıyamet ve haşre kadar sürer. Bu yüzden insan uyandığında hangi şeye ihtimam gösterdiğine, gönlüne ilk arız olan şeyin ne olduğuna ibretle bakmalıdır. Çünkü kabirden kalkış da böyledir. Kabirden önce düşüncesi Allah olanın, kabirden kalkarken de düşüncesi Allah olacaktır. Değilse bu şereften mahrum kalacaktır.

İnsan uykudan uyanınca, gönlü fıtrî safiyetine dönmüş olur. Bu yüzden gönlün, zikri ilahi'den gayrı şeyle meşgul olarak değişmesine, uyandığındaki fıtrat nurunun zail olmasına fırsat verilmemelidir. Gönülde, masivanın yer tutmasından korkarak mümkün mertebe Allah'a iltica etmek gerekir. Çünkü bu işin ölçüsü Allah'a ilticadır. Bu ölçü sayesinde nurlu yol bulunur. İlahi nefhalara erilir.

Gece namazına mani olan şeylerden bazıları dünya işlerine fazla itina göstererek, onlarla çokça meşgul olup azaları yorgun düşürmek, halkın arasına karışıp fuzuli, faidesiz sözler konuşmak. Gece kalkmaya muvaffak olan kimse ise, vaktin değerini bilen, hastalığının şifasının ne olduğunun farkında olan kimsedir. Böyle olan kimse ihmalkar davranmaz, ihmal ederse ihmale uğrayacağını bilir.

Midenin yemekle dolu olmaması da geceleyin kalkışa bir sebeptir. Yenilen yemeğin, uyanık bir kalb ve zikr-i ilahî ile yenilmesi, geceyi ihya etmeğe yardımcı olur. Mideye ağır gelen bir yemeğin, kalb için daha fazla ağırlık vereceği bilinmelidir.

Salihlerle ve sadıklarla ülfet edenlerin gece ibadetlerine kolaylıkla kalktıkları müşahede edilmektedir. Gönüllerini Allah'a verenlerle beraber olmak suretiyle onların o güzel halleri, onların gönüllerinden, bizim gönüllerimize in'ikas eder. Bu suretle benliğimizdeki dünya sevgisi zail olur, ittika yolunu tutanlardan oluruz.

Resûlü Ekrem salallahu aleyhi ve sellem buyurdular:

- Arabın acem (yani diğer kavimler) üzerine, beyazın siyah üzerine üstünlüğü yoktur. Ancak ehli takva (yani Allah'ı sevenler, ondan korkanlar, ve emirlerini yerli yerinde ifa edenler) müstesna. Dikkat edilirse ibadetleri fazla olanlar değil, emirleri yerli yerinde yapanlar, buyuruluyor.

Çok kimseler vardır ki, manevi terakkiyatın yalnız zahiri ibadet çokluğu ile elde edileceğini sanırlar. Takvaya, yani Allahü Teâlânın emirlerine, yasaklarına, dikkatli olmazlar. Halbuki sağlam temel, ihlas ve istikamet ve Allahü Teâlânın rızası üzerine kurulmalıdır.

Dinimizde elhamdülillah hiç zorluk yoktur. Zorluğu icad edenler, dinini layıkı veçhile bilmeyenlerdir.

Allahü Teâlâ ve tekaddes hazretleri, rahmeti ilahisi mucibince kullarına ağır mükellefiyetler yüklememiş, yalnız kullarının acizliklerini idrak ederek, kendisine adab üzerine, engin bir gönül kırıklığı çerçevesinde ibadet ve itaat etmelerini istemektedir.

Elhamdülillah yüce dinimizde, hiç bir zorluk yoktur. Yemede, içmede ve diğer dünyevî hususlarda orta halde bulunmamız icab ettiği gibi, ibadet hususunda da itidalli hareket etmek gerekmektedir. İfrattan, tefritten kaçınmalıyız.

Herkesin bünyesi ve aşk-ı ilahi seviyesi bir değildir. Yeni doğan çocuğa yalnız anne sütü verilir, zamanla çoğaltılır. Vakti gelince diğer yemeklerden yedirilir. Her bünye fazla ibadete mütehammil değildir. Mesela her hangi bir kimse geceleri on iki rekat veyahut daha fazla teheccüd namazı kılıyor diye, bizim de ona yeltenmemiz icab etmez. Evvela iki rekattan başlarız, şevkimiz arttıkça çoğaltırız. Resulü Ekrem sallallahü aleyhi ve selleme:

- Bir kadın var, gece namazına devam ediyor. Uyku bastırınca da (uyumamak için kendini iple bağlıyor) dediler. Resulü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem, bundan nehyederek;

- Sizden biriniz gece yapabildiği kadar namaz kılsın! Uyku bastırınca da uyusun!.. (Nesei)

Diğer bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:

-Dinde aşırı gidip boy ölçüşmeye kalkışmayın. Çünkü onun ölçüleri sağlamdır. Kim dinle boy ölçüşmeye kalkarsa mağlup olur. (Buhari, Nesei)

 

 

Seherlerde eser bad-ı tecelli
Uyan ey gözlerim vakt-i seherde
Açılır gonce-i ihsanı külli
Uyan ey gözlerim vakt-i seherde

Tecelli bağına girmek dilersen
Hakikat güllerin dermek dilersen
Cemal-i Hazreti görmek dilersen
Uyan ey gözlerim vakt-i seherde

Hicab-ı gafleti kaldır aradan
Görürsün vech-i baki her yanadan
Uyursun sen! Uyumaz ol Yaradan
Uyan ey gözlerim vakt-i seherde

Yuyanlar çeşm-i nergisten bu habı
Seher vakti görürler mahitabı
Gözün aç Hakk'ından işit hitabı
Uyan ey gözlerim vakt-i seherde

Bursalı İsmail Hakkı (kuddise sirruh)


Resulü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurur:

- En üstün namaz, gece yarısı kılınandır. Fakat onu kılanlar da çok azdır. Gene buyurdular:

- Bana Cebrail geldi de, şöyle dedi:

- Ey Muhammed ne kadar yaşarsan yaşa sonunda öleceksin. Birini ne kadar seversen sev, sonunda bir gün ondan ayrılacaksın. Ne çeşit amel yaparsan yap karşılığını muhakkak bulacaksın. Hiç şüphe yok ki mü'minin şerefî teheccüd namazındadır. Mü'minin izzet ve haysiyeti de insanlara minnet etmemektedir. (Fezail-i Amal'dan)