Bazı kimseâler zannederler ki, Hak dostları gönüllerini Mevlâya verdikleri için, dünya işlerine akılları ermez. Halbuki onlar Cenâb-ı Hakkın nûruyla beslendikleri için, dünya gözlerinin önüne serilidir. Unutmak, dalgınlık gibi noksanlıklar onlarda görülmez. Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri Hayydır Kayyumdur. Bu güzel sıfatları ile mukarrebîn kullarını tezyin etmişdir. Nitekim rehberlerimiz olan ashab-ı kiram hazarâtında ve mürşid-i kâmillerde âtıllık, dalgınlık diye bir şey yokdur. Zahiren bugünkü harb okulları, mülkiye, iktisad okulları yokdu. Ona rağmen Cenab-ı Hakka bağlılıkları sâyesinde, sahasına göre adaletli devlet reisliği, sırasına göre ordu kumandanlığı, hulâsa üzerlerine aldıkları her vazifeyi kolaylıkla ifâ etmişler, hem de bâriz, gözle görünür, hatalar işlemeden üzerlerine aldıkları vazifeleri suhûletle yerine getirmişlerdir.
Bu, sâlikler için üzerinde durulacak mühim bir hususdur. Hak yolunda olan seyru sülûk erbabının Cenab-ı Hakkın kendilerine bahşettiği ihlâs ve kabiliyet nisbetinde, zekâ, görüş ve hattu hareketlerinde inkişaflar olur.
Bu yolda hizmet etdiklerini zanneden kimselerin kısmı azâmı bu hususu kavrayamamaktadır.
Halbuki Hak hizmetinde olanlar islâmî incelik ve edebleri bilmeleri lâzımdır, yani Resûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin ahlâkı, âdâbı ve sünneti seniyyesini iyice bilmesi ve nefsinde tatbik etmesi lâzımdır. Büyüklerimizden birisi:
Yolumuzda edeb, hizmetden evvel gelir buyurmuşdur.
Ahmed bin Hadraveyh kuddise sirruh:
Allahın her an kendisiyle beraber olmasını isteyen kişi sadakat yolunu seçsin, çünkü Cenâb-ı Hakk sâdıklarla beraberdir. buyurmuşdur.
Resûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz:
Doğruluk iyiliğe götürür buyurmuşdur. Mürîd mutlak suretde, mal ve mevkîden, mahlûkatın etkileyici tesirlerinden çıkmak ve nazarı bunlardan çevirmek zorundadır. Tâ ki bunların esasını iyice öğrensin. Mürîd için en faydalı şey nefsini tanımak, ihlâs ve sadâkatını artırmak olmalı ve huzûru ilâhide olduğunu bilerek edebi muhafaza etmemelidir. İstediği kadar şeyhinin etrafında dolaşsın, beraber yesin, içsin, yolculuklar yapsın kâfi değildir.
Niceleri vardır ki uzak gibidir, gönül alemleri oturmuş olduğu için hakikat âleminde yakındırlar. Anlayışlı olup bu hususları kavramak lâzımdır.
Zeyd bin Eslem:
Sadâkata sarılan kimse sağlam kulpa sarılmışdır, buyurmuş.
Zünnûn Mısrî kuddise sirruh:
Allahın yeryüzünde dokunduğu her şeyi kesen bir kılıcı vardır. O da Sıdkdır, buyurmuşdur.
Hubb-i riyâset sevdâsı en kötü huylardandır. Böyle olan kimseler, sıdk ve ihlâs kokusunu alamazlar. Kendilerini kâmil gördükleri için fitne çıkarmağa cüret ederler.
Allah dostları ile sohbet son derecede faidelidir. Hatta sâlih kimselerin yüzüne bakmak bile insana huzur verir. Sıkıntısı, üzüntüsü bertarâf olur. Kederli kimse ile haşir neşir olan mahzûn olur. Neşelilerle ülfet eden de mesrûr olur.
İnsan gördüğü iyi ve kötü her şeyle ünsiyet edebilme kabiliyetinden dolayı bu ismi almışdır... Ülfet ve sevgi ünsiyeti daha da artırır. İlim, hilm, tasfiye görmüş, vefakar ve güzel ahlâk sahibi kimselere yakın olmak ganimetdir. Onlarla ünsiyet kurmak, Allah ile ünsiyete vesiledir.