Mü’minin Gönlüne Sürûr Vermek

Mü’minin Gönlüne Sürûr Vermek

Resûlü ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:

– Farzları ifadan sonra, en mühim ibâdet mü’min kardeşlerinizin kalblerine, gönüllerine sürûr vermekdir, buyurmaktadır. Bu böyle olunca:

Yetimlerin, sahibsiz dulların, gözü yaşlı, bağrı yanık ihtiyaç sahiblerinin yardımına koşup, her hususda yardımcı olarak gönüllerine sürûr vermek, Allahü Teâlâ’ya yakınlıkdır. Ve en faziletli bir ibâdet ve kulluk vazifesidir.

Çok kimseler namazlarını kılmak ve oruçlarını tutmakla dini vazifelerini edâ etdiklerini sanarak müsterihtirler. Bu kâfi gelir mi? Hayır.

Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine riâyet ve tanzimle beraber mahlûkatına şefkatli olmak gerekir. Bu da ancak fedakârlık, samimi bir hizmetle elde edilir.

Demek ki her aklı selim sahibi müslümanın farzları edâ, haramlardan kaçındıktan sonra, dikkat edeceği husus, müslümanlığa, cemiyete, mahlûkata, hizmet ve yararlı olmağı benimsemesidir.

Sırf Allahü Teâlâ’nın rızasını kast ederek, bedenî fikrî ve malî hizmetde bulanamıyanlar, kâmil mü’min olamazlar. Çünkü bu sayılanlar, farzların mütemmimini ve Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünneti seniyyesinden cüzlerdir.

Her ferd, Allahü Teâlâ’yı seven kişi, Rabbısının kendisine vermiş olduğu kabiliyet ve ihsan ölçüsünde kendisini mes’uliyetli bilmelidir.

Ashab-ı kiram hazeratı soruyorlar:

– Ya Rasûlallah en mühim ibâdet nedir?

Buyuruyorlar:

– Vaktinde kılınan namaz.

Gene soruyorlar: Buyuruyorlar ki:

– Anaya, babaya birr u ihsan.

Gene soruyorlar, buyuruyorlar ki:

– Cihâd.

Harb zuhurunda harbe gitmek, harbde Allah yolunda canını vermek cihâd olduğu gibi, Allah yolunda yapılan her iş ve fedakârlık cihâd cümlesindendir.

Nefsimizle meşgul olub, onun serkeşliği ile mücadele etmek en büyük cihad olduğu gibi zenginlerin zekâtlarından başka bütün yapmış oldukları hayırlar cihaddır, sadakadır.

Öğretmenlerin fî sebîlillhah öğretdikleri meşrû bilgiler cihâddır, sadakadır.

Asâkir-i islâmiyyenin hududları düşmandan muhafaza etmeleri, cihaddır, sadakadır.

Doktorların hastahanelerde, şefkat ve büyük bir itina ile hastaları fî sebîlillâh tedavi etmeleri cihaddır.

Sanatkârların, memurların, işçilerin de üzerlerine aldıkları vazifeyi hüsn ü istimal etmeleri, cihaddır, sadakadır.

Bazı lâf mücahidleri vardır ki, yerler, içerler, yerli yersiz devamlı konuşurlar, nefislerinin her arzusunu yerine getirirler. İşleri, güçleri tembel tembel oturup şunun bunun aleyhinde bulunurlar. Yarım yamalak bilgileri ile her konuya burunlarını sokarlar, faideli olmak yerine zararlı olurlar. En ufak bir hizmeti yüklenemezler.

Hâlık Teâlâ ve Tekaddes hazretleri, bunlara hidayet yolunu açsın!

Ve hepimize de hakiki mücahidlerin yolunda gitmeği nasib eylesin. Amin.