Bir gün Mescid-i Nebevi’nin Babu’l-Mecid kısmında oturuyordum. Biraz ileride bir siyahî, Kur’an-ı Kerim okuyordu. Yüzünde öyle bir nur, melâhat-ı iman vardı ki, güzelliği tasvir edilemez.
Büyük bir huzur ve vecd içinde ara sıra sahifeleri çeviriyordu. Bir saat kadar geçmişdi. Hangi sûreyi okuduğunu merak et-dim, yaklaşdım. Bir de ne göreyim? Sahifeleri tersine koymuş. Yani sahifelerin alt tarafını üste getirmiş. Yalnız sahifedeki satırlara bakıyordu. Çok hayret ettim. Sonra düşündüm ve, Cenab-Hakk’ın bu ümmî kuluna, bilenden daha fazla bir iltifatı olduğuna kanâat getirdim. Belki de bu imânı tam siyahî, o sahifeleri çevirdikçe Cenab-ı Hakk’ın azametini, saltanatını, gaffarlığını, rahmanlığını tefekkür ediyordur da diğer yüzünden okuyanlardan daha fazla istifade ediyordur, Allahu âlem.
Gene orada ümmî Şamlı Abdullah efendi isminde (manevi ismi Mehmed) bir şahıs vardır. Yılın sekiz ayını Medine-i Münevvere’de dört ayını da Şam’da geçirir. Şam’da bulunduğu zamanda daima Şeyhül-Ekber Muhyiddin-i Arabî türbesi kurbündeki camide bulunur. Okuması yazması yoktur. Gençliğinde bir gece yatıyor, sabah kalktığında (Cenab-ı Hakk’ın izni ile) kendisini Kur’an-ı Kerim hafızı buluyor. Manevi erlerden olsa gerek. Cenab-ı Hakk’ın kendisine bahşettiği bu büyük nimeti gaib etmemek için şükrâne olarak iki günde bir hatim indirirdi. Kavî imanı ile Allah dostlarındandı.
Bir hacı, Mescid-i Nebevî’deki Kur’an-ı Kerimleri elindeki temiz bir bezle siliyor, öpüyor, aldığı raflara tertiplice koyuyordu. Kaldığı müddetçe bu vazifeye devam etti. O bu yaptığı hizmeti öyle bir hulûs-ı kalb, aşk ve neş’e içinde ifâ ediyor idi ki kendimi onu seyretmekten alamıyordum.
Bunu muhterem Üstazımız Hazretlerine anlattım. Çok memnun kaldıklarını, o gül yüzlü simâlarındaki sürûrlarından anlamış oldum. Çünkü o kişi yaptığı hizmet, tazim sayesinde Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmış oluyordu.
Bu bahsetmiş olduğum şahıslar Kur’an-ı Kerim’e olan saygı edeb ve tazimleri dolayısıyla Allah Teâlâ’nın rızasını kazananlardan idiler.
***
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular:
– “Sizin en şerefliniz, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.”
Gavsü-l Azam Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin kudsî nasihatlerinde buyuruyorlar ki:
– “Ey ahâli! Kur’ana olan sevginizi onun ahkâmı ile amel ederek gösteriniz. Ondan alacağınız öğütleri, onun esaslarına uyarak alınız. Yoksa, Onun üzerinde mücadelelere girişerek ona bağlılığınızı göstermeğe ve ondan öğüd almağa kalkışmayınız. İnanç esasları, pek az bir kaç cümleden ibarettir. Ameller ise pek çoktur. Size Kur’an’a inanmak ve onun ahkâmına riayet etmek gerek. Allah’ın kelâmını kalblerinizle tasdik ediniz. Uzuvlarınızla da ameller işleyiniz, eda ediniz. Size dünyevî ve uhrevî-faydası olan şeylerle meşgul olunuz. Hakikatleri olduğu gibi idrak etmekden âciz olan denî akıllara asla iltifat etmeyiniz. Onları asla dinlemeyiniz. (Fethur-Rabbânî 11. sohbetten)
Ebü’l Mevâhib kuddise sirruh buyurur:
– Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’-i rüyada gördüm. Bana şöyle buyurdu:
– “Ey Muhammed! Nedir bu gaflet halin? Bu ne uykudur? Bu yüz çeviriş neden? Sana neler oldu ki Kur’an okumayı bırakdın? Kur’an okumak karşısında bu virdciklerin sözü mü olur? Bir daha böyle yapma. Her gün Kur’an oku, isterse iki hizib olsun. Her güne düşen daha az olmasın.”
Bu yüce mukaddes kitabımızı hakkını eda etmek için büyük tazim, hürmet göstererek, sekînet ve huşu içinde, hurufatları tane tane söyleyerek, özümleyerek yutarak okumamız gerekir.
Hörmetsiz ve gafletle çok okumaktan ise, az fakat devamlı huzur ve uyanıklıkla okumak daha evlâdır.
Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri, bazı velilerine zaman içinde zaman nasib etmişdir, kimisi bir rekatde kimisi de iki rekatde Kur’an’ı hatmetmiştir. Buna rağmen bu has kullar bu tilâvet anında en ufak bir gaflet, dalgınlık göstermezler, kalbleri kırık ve Rabblarının kurbunda olduklarını bilirler. Onlarda huşu hali hiç eksik olmaz.
Her müslümanın evinde Kur’an-ı Kerim bulunduğuna göre bu ulvi kitaba karşı daima hörmetli bulunmamız gerekir. Kütübhanemizin en yüksek yerinde temiz bir örtüye sarmak suretiyle muhafaza etmeliyiz. Okuyacağımız zaman büyük bir saygı ile açmalıyız ve öyle okumalıyız.