İki Yüzlülük

İki Yüzlülük

Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurur: "İnsanlardan gizlerler de Allah'dan gizlemezler. Halbuki, Allah, hoşnut olmadığı sözü geceleyin konuştukları zaman da onlarla beraberdir. Allah (ın ilmi onların) yapacakları her şeyi ihata eder. (Eninde sonunda cezasını verir). İşte siz öyle kimselersiniz ki dünya hayatı uğrunda hainlerden yana mücâdele etdiniz, ya kıyamet günü Allah'ın azabına uğradıkları zaman onların hesabına kim mücâdele edebilecek? Yahut onların himaye ve avukatlığını kim deruhte edip, dâvâlarını kim terviç edecek? Her kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra tevbe ederek Allahtan mağfiret dilerse Allah'ın Ğafûr, Rahîm olduğunu görür."

(Nisa Suresi/108-110)

EbuHüreyre radıyallahu anh'den: Rasûl-i Ekrem sallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Siz insanları (altın, gümüş, bakır) madenleri mesabesinde bulursunuz. İnsanların cahiliye devrinde hayırlı, mümtaz olanları- dînî emirleri iyice anlayıp mucibiyle amel ettiklerinde- İslâm devrinde dahi hayırlıdırlar. Emânet ve velâyet hususunda da insanların hayırlı olanları (âmir olmazdan evvel, riyaset ve velâyeti son derece hoş görmeyenler, harîs olmayanlardır. İnsanların şerli olanları da iki yüzlü kimselerdir ki, birbirine bir yüzle, diğerine de başka bir yüzle gelirler." (Buhari, Müslim)

Abdullah İbn-i Ömer -radıyallahu anh-ın hafîdi Muhammed b. Zeyd anlatıyor: Bir gün halk, dedesi Abdullah hazretlerine:

"-Biz iş başında bulunanların huzurlarına gireriz de onlara karşı yanlarından çıktığımız zaman söylediklerimizin hilâfını söyleriz huzurlarına girince onları metheder, yanlarından çıkınca zemmederiz dediler.

Abdullah İbni Ömer radıyallahu anh:

"-Biz bunu Peygamber (s.a.) zamanında ikiyüzlülükten sayardık buyurdu.

(İmam Buhari, Riyazüs Salihin tercemesi)

Resûl-i Ekrem sallahü aleyhi ve selleme soruldu:

"-Ya Rasulallah, mü'min korkak olur mu?

Buyurdular:

"-Evet.

Yine soruldu:

"-Mü'min cimri olabilir mi?

"-Evet.

Bir daha soruldu:

"-Mü'min yalancı olabilir mi?

Buyurdular:

"-Hayır, asla!..

Yine Rasûl-i Ekrem sallahü aleyhi ve sellem buyurdular:

"-Ey ümmet ve ashabım! Siz bana altı şeyi tekeffül ediniz, altı şeye riayet edeceğinize söz veriniz, ben de size cenneti tekeffül edeyim, cennetlik olacağınıza dair size söz vereyim.

1. Konuştuğunuz zaman doğru söyleyiniz.

2. Vadettiğiniz zaman va'dinizi yerine getiriniz.

3. Size bir şey emanet edilirse onu yerine eda ediniz.

4. Cinsî uzuvlarınızı zinadan koruyunuz.

5. Gözlerinizi harama yumunuz.

6. Ellerinizi haramdan çekiniz, harama yaklaştırmayınız.

Abdullah İbn Mes'ud radiyallahü anh buyurdu:

"-Sözün en doğrusu Kelâmullah (Kur'an) dır. En şereflisi zikrullahdır. Körlüğün en zararlısı kalb körlüğü, basiretsizliğidir. Az olup fakat kifayet eden, çok olup fakat gafil edenlerden daha hayırlıdır. Nedametlerin en büyüğü ve zararlısı Kıyamet günündeki nedâmettir. En hayırlı zenginlik, gönül zenginliğidir. Azıkların en hayırlısı, takvadır. İçki günahların davetçisidir. Kadınlar şeytanın bağlarıdır. Gençlik deliliğin bir şubesidir. Kazançların en şerlisi faizle elde edilen kazançdır. Hataların en büyüğü dilin yalanıdır."

Ebu Bekir radıyallahü anh'dan: Rasûl-i Ekrem sallahü aleyhi ve sellem buyurur:

"-En büyük günahları size haber vereyim mi?

"-Evet, ya Rasûlallah, dedik.

"-Allah'a şirk, ortak koşmak, ana babaya âsi olmakdır" buyurdu, yatmış olduğu yerden doğruldu ve;

"-Haberiniz olsun, aman! Yalan sözden ve yalan yere şahitlik etmekden sakınınız, buyurdu ve bu cümleyi durmadan tekrar etti. Hatta biz, ‘keşke sükût etse idi de, üzülmese idi' diye temennide bulunduk."

(Buhari, Müslim, Riyâzüs-Salihîn'den)