"İnsan hiç bir söz söylemez ki, yanında onu zabt ve tahrire amade bir murakıb (melek) bulunmasın..." (Kaf Suresi, 18)
Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurur:
"İnsanlardan gizlerler de Allah' dan gizlemezler. Halbuki, Allah, hoşnut olmadığı sözü geceleyin konuştukları zaman da onlarla beraberdir. Allah?(ın ilmi onların) yapacakları her şeyi ihata eder. (Eninde sonunda cezasını verir). İşte siz öyle kimselersiniz ki günah hayatı uğrunda hainlerden yana mücadele ettiniz, ya kıyamet günü Allah'ın azabına uğradıkları zaman onların hesabına kim mücadele edebilecek? Yahut onların himaye ve avukatlığını kim deruhte edip, davalarını kim terviç edecek? Her kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra tevbe ederek Allah'tan mağfiret dilerse Allah'ın Ğafur, Rahim olduğunu görür." (Nisa Suresi, ayet 108-110)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'tan: Rasûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Siz insanları(altın, gümüş, bakır) madenleri mesabesinde bulursunuz. İnsanların cahiliye devrinde hayırlı, mümtaz olanları -dînî emirleri iyice anlayıp mucibiyle amel ettiklerinde- İslâm devrinde dahi hayırlıdırlar. Emaret ve velayet hususunda da insanların hayırlı olanları(amir olmazdan evvel) riyaset ve velayeti son derece hoş görmeyenler, haris olmayanlardır. İnsanların şerli olanları da iki yüzlü kimselerdir ki, birine bir yüzle, diğerine de başka bir yüzle gelirler."
(Buhari, Müslim)
(Abdullah İbn-i Ömer -radıyallahu anh-ın hafidi) Muhammed b. Zeyd anlatıyor: Bir gün halk, dedesi Abdullah hazretlerine:
"-Biz iş basında bulunanların huzurlarına gireriz de onlara karşı yanlarından çıktığımız zaman söylediklerimizin hilafını söyleriz (huzurlarına girince onları metheder, yanlarından çıkınca zemmederiz) dediler.
Abdullah ibni Ömer radıyallahu anh:
"-Biz bunu Peygamber (s.a.v) zamanında ikiyüzlülükten sayardık buyurdu. (İmam Buhari, Riyazüs Salihin tercemesi)
MÜNAFIKLIK, YALANCILIK. LANETÇİLİK
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vessellem buyurur: (Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh'tan)
"-Doğruluğa sarılın. Çünkü doğruluk mutlak hayıra götürür. Mutlak hayır da muhakkak cennete götürür. Kişi doğruluğa devam ettikçe, nihayet Allah indinde sıddıklardan yazılır.
Sizleri yalan söylemekten şiddetle sakındırırım. Çünkü yalan söylemek, insanı günaha götürür. Günahkarlık da cehenneme götürür. Kişi yalan söylemeğe devam ettikçe nihayet Allah indinde yalancı yazılır. (Müslim.Buhari, Ebû Davud)
Gene buyurdular ki: Ebû Hüreyre radıyallahu anh'tan:
"Üç şey kimde bulunursa, namaz kılsa, oruç tutsa ve kendini mü'min sansa da yine münafıktır. Konuştuğu vakit yalan söyler, vâd ettiği vakit va'dini yerine getirmez, itimat edildiği vakit emanete hıyanet eder. (Ebû Davud)
Gene buyurdular ki : Ebû Hureyre radıyallahu anh'dan
"-Üç kimse vardır ki, Allah'u Teâlâ onlarla konuşmaz. Onlara bakmaz, onları tezkiye etmez. Onlar için elim bir azab vardır. Bunlar : Zina eden ihtiyar, yalan konuşan hükümdar ve kibirlenen yoksullardır. (Müslim)
Yine buyurdular ki: Semure b. Cündeb'den;
Gördüm ki güya bir adam geldi ve bana "kalk" dedi. Onunla beraber kalktım. Biri ayakta diğeri oturan iki kişi ile karşılaştım. Ayakta duran adam, elindeki demirden çengeli, oturan adamın ağzının bir kulağı tarafına geçirir, çeker onu kakiline kadar yırtar. Sonra döner öte taraftan aynı vaziyette çengeli çeker, yine yırtar. Bir tarafı çekip yırtınca öbür taraf iyi olur. Oraya geçer ve böylece devam eder. Beni kaldırana :
-Bu nedir? diye sordum. Adam:
- Bu yalancıdır. İşte kıyamete kadar kabrinde böyle azap olunur dedi. (Buhari)
Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurur:
"-Yalan sözden, yalan yere şahitlik etmekten kat'iyyen sakınınız." (Hacc Suresi, ayet 30)
Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurur:
"-İyice bilmediğin bir şeyi söyleme, onun ardına düşme." (İsra Suresi, ayet 36)
Cenab-ı Hakk Hazretleri buyurur:
"-Onlar yalan yere şehadet etmezler." (Furkan Suresi, ayet, 72)
Resulü Ekrem sallallahü aleyhi vessellem' e soruldu:
"- Ya Rasulallah, mü'min korkak olur mu?
Buyurdular:
-Evet.
Yine soruldu:
-Mü'min cimri olabilir mi?
-Evet.
Bir daha soruldu:
-Mü'min yalancı olabilir mi?
Buyurdular:
-Hayır, asla!.."
Yine Rasûlü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular:
"Ey ümmet ve ashabım! Siz bana altı şeyi tekeffül ediniz, altı şeye riayet edeceğinize söz veriniz, ben de size cenneti tekeffül edeyim, cennetlik olacağınıza dair size söz vereyim.
1. Konuştuğunuz zaman doğru söyleyiniz.
2. Vadettiğiniz zaman va'dinizi yerine getiriniz.
3. Size bir şey emanet edilirse onu yerine eda ediniz.
4. Cinsi uzuvlarınızı zinadan koruyunuz.
5. Gözlerinizi harama yumunuz.
6. Ellerinizi haramdan çekiniz, harama yaklaştırmayınız.
Abdullah ibn Mes'ud radıyallahü anh buyurdu:
"Sözün en doğrusu Kelamullah (Kur'an)' dır. En şereflisi zikrullahtır. Körlüğün en zararlısı kalp körlüğü, basiretsizliğidir. Az olup fakat kifayet eden, çok olup fakat gafil edenlerden daha hayırlıdır. Nedametlerin en büyüğü ve zararlısı, kıyamet günündeki nedamettir. En hayırlı zenginlik, gönül zenginliğidir. Azıkların en hayırlısı, takvadır. İçki günahların davetçisidir. Kadınlar şeytanın bağlarıdır. Gençlik deliliğin bir şubesidir. Kazançların en şerlisi faizle elde edilen kazançtır. Hataların en büyüğü dilin yalanıdır."
Söylenilmesi mubah olan yalan
Rasûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurur:
Nevas bin Sem'an radıyallahu anh'den:
"Bana ne oluyor ki, pervanelerin kendilerini ateşe attıkları gibi, sizi de kendinizi ateşe atarken görüyorum. Yalanın her türlüsü yalandır. Bunun birkaç istisnası var ki,
-Biri, harpte düşmana söylenen yalandır. Çünkü harp hiledir.
-İkincisi, dargınların arasını bulmak için söylenen yalandır.
-Üçüncüsü ise hanımı ile iyi geçimi sürdürmek için söylenen yalandır." (Taberanî)
Semüre bin Cündeb radıyallahu anh'dan: Rasûlullah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Bana rüyasında insan kıyafetinde iki melek geldi. Meleğin birisi:
"Hani şu ağzının parçalandığını gördüğün kimse yok mu? O bir yalancı idi.O dünyada hep yalan söylerdi. Bunun yaydığı yalan âfâka yayılırdı. İşte bu yalancı kıyamet gününe kadar bu şekilde azab görecektir. (Ceva-hirü'l-Buhari, Edeb)
Ebû Bekir radıyallahü anh'dan: Rasûlü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurur:
"-En büyük günahları size haber vereyim mi?
"-Evet, ya Rasûlallah, dedik.
"- Allah'a şirk, ortak koşmak, ana babaya asi olmaktır" buyurdu, yatmış olduğu yerden doğruldu ve:
"- Haberiniz olsun, aman! yalan sözden ve yalan yere şahitlik etmekden sakınınız, buyurdu ve bu cümleyi durmadan tekrar etti. Hatta biz, "keşke sükut etse idi de, üzülmese idi" diye temennide bulunduk." (Buhari, Müslim, Riyazüs-Salihîn'den)
Resulü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular:
- Adem oğlunun her konuştuğu yalan, kendi aleyhine yazılır. Ancak iki müslümanın arasını bulmak için konuştuğu yalan yazılmaz. (Ahmet rivayet eder İhya)
Gene buyurdular
Semure radıyallahü anh rivayet eder:
"Yalan olduğunu bilerek bir sözü, benden nakleden adam, yalancılardan biridir...."
(Müslim, R. Salihin)
Allah'u Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur: "İnsan hiç bir söz söylemez ki, yanında onu zabt ve tahrire amade bir murakkıb (melek) bulunmasın..." (Kaf Suresi, 18)
Müslimin diğer rivayetlerinde şöyle ziyade olunmuştur. (Ümmü Gülsüm)
"Halkın uydurup söylediklerinden üç yerden başkasından yalana müsaade edildiğini işitmedim, buyurmuş ve üç adetle şunları kastetmiştir.
l. Harbte
2. Halk arasını islah hususunda
3. Kadının kocasına, kocasının da karışma karşı (aile düzenliği için) yalan söylemesi.
Tebük Hutbesinde Rasûlü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz:
-" Günahların en büyüğü yalan söylemektir," buyurmuştur.
Hazreti Abdullah bin Amir anlatır:
"Ben küçüktüm. Resulü Ekrem sallallahü aleyhi ve-sellem evimize gelmişti. Oynamağa gidiyordum. Annem bana:
Gel Abdullah sana bir şey vereceğim, dedi.
Rasûlü Ekrem sallallahü aleyhi vesellem efendimiz:
- Ona ne vereceksin? buyurdu. Annem de ona:
- Hurma vereceğim, dedi.
Onun üzerine Peygamber Efendimiz:
-Eğer bir şey vermeyip aldatmak için söyleseydin yalan günahı yazılırdı.
Bilhassa anne ve babalar, çocuklarının terbiyesi hususunda nefislerinden fedakarlık yapmaları lazımdır.Çocuklarının temiz yürekli, dürüst, imanlı olmalarını istiyorlarsa onların yanında konuşmalarında her hat ve hareketlerinde dikkatli olmalıdırlar. Yavrularına vaad ettikleri oyuncak, gezintiye götürmek vesair şeyleri yerine getirmeyen anne ve babalar, çocuklarının yalancı olmalarına sebep olmuş olurlar.
Her gün daimi olarak yalanla beslenen, yetişen çocuklar muhakkak ki istikbalin yalancıları olacaklardır.
Onların yanında kötü yakışıksız sözler söylendikçe ileride onlar da nezaket, terbiyeden mahrum oldukları için her akıllarına geleni fütursuzca söyleyebilecekler.
Gene onların yanında, diğer insanların gıybetini yaptıkları için onlar da sakız çiğner gibi haset ettiklerinin gıybetini yapacaklar. Çünkü kulakları onunla dolmuştur.
Çocuklara bir şey anlamazlar gözüyle bakmamalıdır. Onların duydukları ve gördükleri hafızalarında yer eder hayatlarının sonuna kadar unutmazlar.
Anne ve babalar çocuklarının yanında ciddi olmalıdırlar. Yılışık, hafif hareketlerde bulunmak, her dakika sevmek, her dakika azarlamak, sık sık yerli yersiz dövmek uygun olmaz. Çocukla sanki akranmış gibi hareket etmelidir. Güler yüzle, merhamet, şefkat çerçevesinde faideli hikayeler, Allah-u Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, ashabı kiram'ın, evliyaullahın ve İslâm kahramanlarının menakıblarından onların anlayabileceği bir lisanla anlatılmalıdır.
Bir kimse kendisinin yapmadığı bir şeyi başkalarına tavsiye ederse onun sözü tesirli olmaz. Tecrübeli bir vaiz efendi şöyle demiş:
"Ben camilerde uzun senelerden beri vaaz ediyorum. İnsanlara şunları şunları yapınız diyorum. Ama ben insanlara yapınız dediğim şeylerin bazılarım yapıyorum bazılarım da yapamıyorum. Ama benim neleri yapıp neleri yapmadığımı elbetteki cemaat bilmiyor. Buna rağmen bir müddet sonra cemaatın, benim yapınız dediğim şeyler arasında benim yaptıklarımı yaptıklarını ve yapmadıklarımı yapmadıklarını hayretle görüyorum. Yaptıklarım ile alakalı nasihatler dinleyenlere tesir ettiği halde, yapmadığım şeylerle alakalı nasihatler hiç tesir etmemektedir."
Ahnef bin Kays rahmetullahi aleyh buyurmuştur ki:
" Yapılmayan işte hayır yoktur. Hülasa ne ekilirse o alınır. Verimli tohum atılırsa sermayesi verimli olur. Kötü tohumun da semeresi kötü olur."
Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi vesellem buyurur:
"İman sahibi her hataya düşebilir. Fakat hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez."(İbn Ebî Şeybe)
- "Pazarcıların çoğu tacircidir! Çok yemin ederek günaha girerler. Ve yalan söyleyerek alış-veriş yaparlar." (Hakim)
- "Yalancı ile cimri cehenneme girer. Fakat hangisi daha derine atılır bilmem." (Hz. Sabi)
- "Ashab-ı Kiram indinde yalandan daha kötü bir şey yoktur. Çünkü onlar yalanla imanın bir arada bulunamayacağım bilirler." (Hz. Aişe radıyallahu anha'dan)