Hasret ve Nedâmet Günü

Hasret ve Nedâmet Günü

Allahü Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur:

- Gök yarıldığı, Rabbini dinleyip ona yaraşır şekilde boyun eğdiği, yer uzatılıp düzlendiği, içinde bulunanları atıp boşaldığı, böylece Rabbını dinleyip O’na hakkıyla itaat etdiği vakit (insanoğlu yapdıkları ile karşılaşır). Ey insan oğlu! Şüphe yok ki sen Rabbına doğru çaba göstermektesin (ve ona varacaksın) kimin kitabı sağından verilirse kolay bir hesabla hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine dönecek. Kimin hesabı arkasından verilirse, derhal yok olmağı tercih edecek ve alevli bir ateşe girecek. Bilinsin ki dünyada ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarıkdı. (İnşikak ,1-13)

Muaz bin Cebel radıyallahu anh’ın bildirdiği bir hadisi şerifte Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlardır ki:

- Kişi kıyamet günü dört şeyden sorguya çekilmedikçe bir tarafa adım atamaz:

1. Ömrünü nerede tükettin?

2. Bedenini nerede yıprattın?

3. İlminle hangi hususda amel ettin?

4. Mal ve servetini nerede kazanıp nerede harcadın?

Muhterem Mahmûd Sâmi Ramazanoğlu hazretleri bazı günler uyandırıcı, intibaha getirici, korkutucu âyet-i kerimeler, ehâdis-i şerifeler okurlar, muhtelif misaller verirlerdi.

Hatta vefatlarından takriben iki sene kadar önce, Harre-i Şarkiyye’deki devlethanelerinde, huzurlarına kabul edildiğimde, kendilerini melûl ve neş’esiz gördüm. Biraz sükuttan sonra, aşağıdaki âyet-i kerimeyi yazmamı emir buyurdular ve mealen Türkçe olarak okudular:

“Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın, emzirdiğinden geçer, ve her yüklü kadın çocuğunu doğurur, insanları hep sarhoş görürsün! Halbuki sarhoş değillerdir, fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.” (el-Hac, 2)

Fahr-i kâinat sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin

- “Benim bildiklerimi bilse idiniz, az güler, çok ağlardınız.”

Hadis-i şerifini okuyarak daima, günahlardan sakınmanın,

Kur’an emirleri karşısında, lâkayd olmayıb tedbirli bulunmanın önemliliğini belirtirlerdi.

Hakim kuddise sirruh buyurur ki:

- Şu üç şeyden başka bir şeye ihtimâm gösteren veya o üç şeyden başka bir şey için kederlenen kişi hüznü de süruru da bilmiyor demektir.

Bunlardan biri: Ömrünün imânlı olarak son bulup bulmayacağı hususunda kederlenmek ve endişelenmekdir. Kişi bu hususda kederlenmeli, endişelenmeli ve bu dünyadan imânlı olarak göçebilmek için her türlü gayret ve ihtimamı göstermelidir.

İkincisi; Allah’ın emirlerini tam olarak yerine getirip getirmediği hususunda kederlenip endişelenmektir. Ve Allah’ın emirlerini tam olarak, yerine getirebilmek için, her türlü ihtimam ve gayreti göstermelidir.

Üçüncüsü: Hasımlarından yakasını kurtarıb kurtaramayacağı hususunda kederlenip endişelenmektir.

* * *

Temim Dârî hazretlerinin aşağıdaki âyeti kerimeyi bir gece sabaha kadar tekrar tekrar okuduğu ve ağladığı rivayet edilir:

“- Yoksa kötülükleri işleyenler, kendilerini, imân ederek iyi amel ve hareketlerde bulunanlar gibi yapacağımızı dirim ve ölümlerinin bir olacağını mı sandılar? Hükmede geldikleri bu şey ne fena.”(Câsiye, 21)

İnsan başı boş olarak yaratılmamışdır. Yapdıklarından bir gün hesaba çekilecekdir. Hesab günü hiç bir kimsenin kimseye faidesi, yardımı olmayacaktır. Herkes kendi hesabını kendi verecekdir.

Kur’an-ı Kerim’in haber verdiği hesab günü elbette gelecek; herkesin hesabı teker teker görülecekdir. Zerre kadar iyilik yapan mükâfatını ve zerre kadar da günah işleyen mücazatını görecektir.