Aile Saadeti (2)

Aile Saadeti (2)

KOCANIN HANIMI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Kadınların kocalarına hizmet etmesi İslâm'ın vaciplerindendir. Kocanın karısı üzerinde hakkı çoktur. Bu sebepten Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem "Eğer bana, birinin diğerine secde etmesi emr olunsaydı kadınların kocalarına secde etmesini emrederdim. Çünkü zevcin zevce üzerindeki hakkı çok büyüktür" buyurdu. O halde kadın, kocasının emrine ve sözlerine itaat etmeli, Hakk'ın rızasına bu yolla kavuşmalıdır. Kadının kocasına itaati, zevcenin üzerine vacip olan hak ve vazifelerdendir.

Sadr'üş-şehid'in Vakıat kitabında yazıyor: Adam hastalansa ve abdest alamasa ve kendisine abdest verecek bir kimseye ihtiyacı olsa, bu kocanın karısı üzerinde haklarından değildir. Ama hanımı, bu cinsten hizmetleri yaparsa, mürüvvet ve vefakarlık yapmış olur. Cennette derecesi yüksek olup, Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanır. Nitekim hadis-i şerifde buyuruldu ki:

"Beş vakit namazını kılan, malının zekatını veren, Ramazan-ı Şerif orucunu tutan, kocasının günah olmayan emirlerini tutan, vücudunu yabancı erkeklere göstermekten koruyan kadın, Cennete istediği kapıdan girer."

Yine hadis kitaplarında Selman-ı Farisi'nin radıyallahü anh rivayeti ile bildirilir. Bir gün ahiret hatunu Fatıma-i Zehra radıyallahu anha Resûlullah'ın huzuruna geldi. Resûlullahı görünce ağladı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem "Ey Fatıma, seni ağlatan nedir?" buyurdu. Fatıma radıyallahu anha "Ya Resûlallah! Dün gece, Ali ile aramızda bir konuşma oldu. Kasdsız söylediğim bir söz yüzünden Ali bana kızdı. Ali'nin kızdığını görünce, özür diledim, benden razı olmasını, yüzüme gülmesini istedim" dedi. "Yavrum, bilmez misin ki, kocanın rızası, Allah-ü Teâlâ'nın rızasına sebebdir, rızasızlığı da onun rızasızlığına sebebdir. Ey Fatıma! Ne mutlu o kadına ki, kocası ondan razı olur. O ise, her gece ve gündüz, kocasının rızasını arar. Böyle olan kadının bu hali, bir sene ibadet etmesinden daha iyidir.

Ey kızım! Kadınlar için amellerin en üstünü, kocasının emrine itaattir. Allahü teala'nın farzlarından sonra ve kocasının emrine itaatten sonra, kadınlar için, yün eğirmek, iplik bükmekten üstün iş yoktur. Bir saat yün eğirmek, iplik bükmek, yahud dokumak için oturmak, kadınlar için bir sene ibadet etmekten daha iyidir. Dokuduktan her bir iplik için amel defterlerine bir şehid sevabı yazılır. Kocasının hakkını gözetince, Cennetteki makamını, dünyada iken görmedikçe vefat etmez. Kadının kocası ile bir saat, bir müddet oturması, Ka'be'yi tavaf etmesinden daha iyidir. Ey Fatıma! Erkek hanımından razı olunca, o kadın cennete, cennetin hangi kapısından isterse girer" buyurdu.

Mu'teber hadis kitaplarında Büreyde rivayeti ile yazılır. Resûlullah' a (sallallahu aleyhi ve sellem) "-Ya Resûlallah! Ben iman ettim, lakin bana bir mu'cize göstermeni isterim; böylece yakînim artsın, dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Ne istersin?" buyurdu. "Şu ağacı çağır, huzuruna gelsin" dedi. Resûlullah:

"Ey ağaç Allah'ın Resûlünün sözünü tut ve buraya gel" buyurdu. O ağaç, köklerinden sökülüp geldi. Bütün dalları, kök iplikçikleri ile beraber huzurda durdu ve Resûlullah'a selam verdi. Köylü, bu hali görünce, yeter yeter, dedi.

Resûlullah: "Ey ağaç, yerine git ve köklerini toprağa sal ve dik dur" buyurdu. Köylü bunu da görünce, Resûlullah'ın ayaklarına kapandı, mübarek ayaklarını öptü ve "-Ya Resûlallah, müsaade et de sana secde edeyim" dedi. Resûlullah, sallallahu aleyhi ve sellem:

"- Bana secde etme! Çünkü secde Allah-ü Teala'ya mahsustur. Eğer Allah'dan başkasına secde etmek caiz olsaydı, ümmetimin kadınlarına, kocalarının, onlar üzerindeki haklarının büyüklüğünü bilmeleri için, kocalarına secde etmelerini emrederdim" buyurdu.

Bir hadis-i şerifde de: "Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allah-ü Teala'nın la'netinde olur" buyurdu.

Vasît tefsirinde, İbni Abbas radıyallahu anhüma rivayeti ile bildirir:

Bir kadın, Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem huzuruna geldi ve, "- Ya Resûlallah, kocaların kadınların üzerindeki haklarının neler olduğunu bana bildir de, yerine getirebileceksem evleneyim, yoksa evlenmiyeyim, dedi.

Resûlullah buyurdu ki:

"Kocanın kadın üzerindeki haklarından biri, nefsini ondan men' etmemektir. Biri de, kocasından izinsiz, nafile oruç tutmamaktır.

İzinsiz nafile oruç tutarsa, açlık ve susuzluk çekmiş olur, orucu kabul edilmez.

Bir hakkı da, kocasından izinsiz evden dışarı çıkmamaktır. Eğer izinsiz evden çıkarsa, gökteki meleklerin, rahmet ve azab meleklerinin lanetinde olur.

Ondan izinsiz evinden dışarı bir şey vermemektir. Verirse, sevabı başkasına, günahı kendisine olur.

Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları

Erkeklerin hanımları üzerinde hakları olduğu gibi, hanımların da beyleri üzerinde hakları vardır.

Bunlar altı haktır. Erkeklerin bu altı hakkı gözetmeleri lazımdır:

l- Hanımı ile güzel huylu, güler yüzlü olmalıdır. Allah-ü Teala Nisa sûresi ondokuzuncu ayet-i kerîmesinde: "Onlarla iyi hayat sürün" buyuruyor.

Keşf ve beyan tefsîrinde diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebûbekr Sıddîk radıyallahu anh'a: "Ey Ebabekir, erkek, hanımın yüzüne güler yüzle bakarsa, defterine bir köle azad etmiş sevabı yazılır, tebessüm ederse hac ve umre sevabı yazılır." buyurdu.

2- Dışarı işlerini ona yaptırmamalı, yabancı erkeklerin görmesinden onu korumalıdır. Yoksa vaki olacak fesadın günahı, kocasına olur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ev işlerini hazret-i Fatıma'ya, dışarı işlerini hazret-i Ali'ye vermişti. Buyurdu ki: "Hanımının evde oturması için, işlerini, ihtiyaçlarını gören, hanımını yabancı erkeklerin görmesinden koruyan, ümmet-i Muhammed'in düşmana esir düşenlerini satın almış, azad etmiş gibidir."

3- Şerîatin ilim ve edeblerini ona öğretmeli, onun bilmesi ve yapması gereken farzları, vacibleri, namaz, oruç ve diğerlerini öğretmelidir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Kıyamette en şiddetli azab, hanımını cahil bırakıp, ona din bilgilerini öğretmeyendir. Kıyamet günü ikisini de, ateşten minber üzerinde oturturlar. Kadın kocasına, Allah seni rüsva etsin. Bana dünyada ma'rüf olanları emr, münker olanları nehy etmedin, yüzümü dünyadan çevirip, ahirete kıymet verdirmedin. Kendini de, beni de helak eyledin der, sonra zebaniler ikisini de Cehennem tarafına sürerler."

Diğer bir hadis-i şerif de: "Sizden her biriniz çoban gibidir ve her biriniz emriniz altın-dakilerden sorumlusunuz, buyuruldu.

4- Hanımına helal yedirmeli, helal elbise giydirmelidir.

Resûlullah sallallahu aleyih ve sellem:

"Haramdan hasıl olan ete, ateş daha uygundur" buyurdu.

5- Nafakasını kısmamalıdır. Hanımının malını, parasını ondan izinsiz yememelidir? Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem: "Evlenip de, mehr vermemeğe niyyet eden, kıyamette Allah-ü Teala'ya, hırsızlar zümresinden sayılarak mülaki olur" buyurdu.

6- Hanımının sıkıntı ve huysuzluklarına katlanmalı, sevaba kavuşmalıdır. Sahîhayn denen Buhari ve Müslim hadis kitablarında, Ebû Hüreyre'nin (radıyallahu anh) bildirdiği hadis-i şerifde: "Kadınlara nasihat ediniz. Muhakkak ki, onlar, kaburga kemiğinden yaratılmışlardır.

Elbette kaburga kemiklerin en eğrisi olan en üstekindendir. Doğrultmaya kalkarsanız, kırarsınız, kendi haline bırakırsanız eğri kalır. Onlara daima nasihat ediniz." buyuruldu. Onlara sertlik ve zorlamayı hadden aşırı yapmayın. Onlan tamamen kendi hallerine de bırakmayın ya'ni onlan tatlı dil, güzel söz ile idare edin.

Hikaye: Birisi Emîr-ül mü'minîn Ömer'in radıyallahü anh yanına gidip, hanımından şikayet edecekti. Kapıya gelince içerden Hazret-i Ömer'in hanımının, Ömer'e radıyallahü anh bağırdığını, çıkıştığını duydu. Bu sözleri duyunca, kendi hanımından razı olup, geri döndü. O sırada Hazret-i Ömer evden çıkıp, gitmekte olan adamı gördü ve seslendi.

O kimse Emir-ül mü'minînin huzuruna geldi. Ömer radıyallahü anh halini, niçin geldiğini ve niçin uğramadan geri döndüğünü sordu. O da anlattı. Ömer radıyallahü anh buyurdu ki: Her sözlerine cevap vermeyiz. Onların bizim üzerimizde hakları vardır. Biri, onların sebebi ile Cehennemden kurtuluruz. Nitekim Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem: "Evlenmek isteyenin dininin yarısı, emniyyet kal'asının içine alınır" buyurdu. İkincisi, onlar, ya'nî kadınlar, bizim malımızın bekçileridir. Üçüncüsü, onlar bizim çamaşırcılarımızdır. Dördüncüsü, bizim yemek pişiricilerimizdirler. Beşincisi, çocuklarımızın bakıcısı, büyütücüsüdürler. Bunun için onlara karşı sabırlı olmalıyız.

Enes bin Malik'in radıyallahü anh rivayeti ile bildirilen hadis-i şerifde: "Hanımını haksız olarak döğenin, ben ki Muhammedim, kıyamette hasmı ben olurum.

Hanımını döğme: Hanımını döğen, Allah-ü Teala'ya ve Resûlüne asî olur" buyuruldu.

Urve bin Mes'ûd radıyallahü anh Resûlullah'dan (sallallahü aleyhi ve sellem) bildirir. Buyurdu ki: "Saliha bir hanım bin salih erkekten iyidir." Bunun te'vili şöyle olur: Bir kadın saliha ve afife olunca, bin erkek onun fitnesinden salim olur. O kadın salah üzere yaşamazsa, bin kişinin, onun yüzünden günaha düşmesi mümkündür.

Sonra buyurdu: "Kocasına yedi gün hizmet eden kadına, Allahü Teala cehennemin yedi kapısını bağlar ve cennetin sekiz kapısını ona açar.

Dilediği kapıdan cennete girer." Ya Rabbi, iyi kadınlar hürmetine bizim hanımlarımızı. Senin ismet perdende bulundur, haramlardan, yabancılardan ve ahır zaman fitnelerinden muhafaza eyle!