Uhud Gazilerinden Hâris İbni Âsım El-Eş’arî radıyallahu anh

Uhud Gazilerinden Hâris İbni Âsım El-Eş’arî (ra) - Mustafa Eriş

Sayı : 379 - Eylül 2017


Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in duâsını almış bir bahtiyar!..

Uhud harbi gazilerinden olup, Ebû Mâlik künyesiyle meşhur bir sahâbî!...

“Temizlik imanın yarısıdır…” diye başlayan ve “Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu âzâd kimi de helâk eder.” diye rivayet edilen meşhur hadisin râvisi!..

O, el-Eş’arî olarak nisbelendiğine göre, Yemen taraflarında meşhur olan el-Eş’ari’ye kabilesine mensub olduğu ve orada doğup büyüdüğü anlaşılmaktadır.

Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh’ın hayatı hakkında kaynaklarda fazla bir bilgiye  rastlanmamaktadır. Nasıl müslüman olduğu ve Medine’ye nasıl hicret ettiği hususlarında hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Sadece onun Uhud harbi gazilerinden olduğu zikredilmektedir. Ayrıca Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’den yirmi yedi hadis rivayet ettiği nakledilmektedir. (İsabe, II, 165)

Nakledilen bu rivayetlerden meşhur olan şu hadis-i şerif, “Riyazü’s-Salihın Terceme ve Şerhi”nde şöyle geçmektedir:

Ebû Mâlik Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Temizlik imanın yarısıdır.

Elhamdülillah duası mizânı,

sübhânallah ve elhamdülillah sözleri ise yer ile gökler arasını sevap ile doldurur.

Namaz nurdur;

sadaka burhandır;

sabır ziyâdır.

Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir.

Herkes sabahtan (pazara çıkar)nefsini satar;

kimi onu âzâd kimi de helâk eder.” (Müslim, Tahâret 1. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 86)

Her bir maddesi önemli bir gerçeğe işaret eden ve bir çok konuyu ihtiva eden bu hadis-i şerif, günlük hayatımızı disiplin altına alabilme konusunda bizlere bir reçete gibidir. Rabbimize iyi bir Müslüman, iyi bir kul olabilmek için bizlere bir rehberdir. Riyazü’s-Salihın Terceme ve Şerhi’nde bu hadis maddeler halinde ele alınmaktadır. Hadisin son bölümünün şerhinde şunlar zikredilmektedir:

Her yeni gün herkes için yeni bir pazardır. Bu pazarda, bir bakıma insanın dünya ve âhireti alınıp satılmaktadır. Kimileri meşrû sınırlar içinde kalmaya çalışır, kendileri için kârlı bir gün geçirmiş olurlar. Kimileri de sınırlara dikkat etmez, ne pahasına olursa olsun arzularına ulaşmak isterler. Böylece kendileri için hiç de iç açıcı olmayan bir gelecek hazırlamış olurlar. Bu sebeple disiplinli bir müslüman olmaya, her gün yeniden niyet ve gayret edilmelidir. “Nefislerini Allah’ın satın aldığı mü’minlerden” (Tevbe sûresi: 111) olmaya bakılmalıdır.

Bu hadîs-i şerîfdeki tahâret ile namaz arasında, elhamdülillâh duası ile iman ve Kur’an arasında, sadaka ile pazardaki alış-veriş arasında ve bütün bu unsurlar ile sabır arasında sıkı bir bağ vardır. Hadisimiz müslümanı, sabra dayalı bir iman, ibadet, zikir, hayır ve ticaret hayatının sahibi olarak tanımlamakta ve bizlerden böylesi bir müslüman olmamız istenmektedir.

Hülâsâ olarak sabır, mü’minin enerji ve ışık kaynağıdır. Sabır, zafer ve başarının temel şartıdır. Zira,“Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir.” (Bakara suresi: 153) Sabır, katlanmak değil, göğüs germektir. Günlük hayat bir pazar sahnesidir. Her müslümanın bu hayat pazarında “iyi bir müslüman” olarak yerini alması gerekmektedir.

Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’den rivayet ettiği hadislerden toplumumuzda görülen yanlışlara bir reçete olacak şu rivayeti de aşağıya dercediyoruz.

Ebû Mâlik el-Eş‘arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ağıtçı, ölmeden önce tövbe etmezse, kıyamet günü üzerinde katrandan bir elbise ve uyuzlu bir gömlek olduğu halde mezarından kaldırılır.” (Müslim, Cenâiz 29. İbni Mâce, Cenâiz 51)

Hadîs-i şerîf, bir taraftan ağıtçının âhirette göreceği cezayı açıklarken bir yandan da bu cezayı, “ölmeden önce tevbe etmezse” diye tevbesizlik kaydına bağlamak suretiyle tevbeye teşvik etmektedir.

Can boğaza gelinceye kadar her günahtan tevbe edilebilir. Tevbede aslolan da işlenen günahın kesin olarak terk edilmesi ve Allah’tan bağışlanma dilenmesidir. Ağıtçılık yapanlar da bu yaptıklarını terketmek ve geçmişte yaptıkları için af dilemek suretiyle tevbe edebilirler ve etmelidirler. Aksi halde âhirette karşılacakları cezayı hadisimiz açık seçik ilan etmiştir.

Dolayısıyla ölenin arkasından bağıra - çağıra ağıt yakmak, ağlamak ve ağlatmak (niyâha) haramdır. Ağıtçılık yapan, tevbe etmeden ölürse, katrana bulanmış bir elbise ve uyuz gömleği giydirilmiş olarak kabrinden kalkar. Can boğaza gelinceye kadar her günahtan tevbe etme imkanı vardır. Günah işlemiş olmaktan çok tevbe etmemekten korkmak lâzımdır.

Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh, Hazreti Ömer radıyallahu anh devrinde tâun hastalığına yakalanmış ve bu hastalıktan kurtulamayarak dâr-ı beka’ya irtihal eylemiştir.

Allah ondan razı olsun.

Cenab-ı Hak cümlemize Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh’ın rivayet ettiği hadislerin ışığında bir hayat geçirmeye muvaffak eylesin. Âmin.

Comments are closed.