Sayı : 382 – Aralık 2017

Sayı : 382 - Aralık 2017


Aziz Okuyucu

Söze şöyle başlayalım:

-Bu Altınoluk’u önemseyin. Bu Altınoluk çok önemli bir görev yapıyor. Bir “Müslüman şuur inşası” gerçekleştiriyor. Ama okuyabilende, okuduklarının altını kalın çizgilerle çizebilende.

Yıl 1993. Aylardan Ekim. Altınoluk “İslam’ı vuran yaftalar” başlığı taşıyan bir kapakla çıkıyor.

Ve yıl 2017. Aylardan Aralık. 24 yıl geçmiş aradan. Altınoluk bu defa “Ilımlı İslam” tartışmalarından yola çıkarak, bir kere daha  “İslam’ın ana yolu”nu gündeme getirme ihtiyacı hissediyor.

‘93 Ekim sayısında çok güzel yazılar var. Onların hepsini hatırlatma imkanımız yok. Altınoluk arşivine girerseniz hepsini okuyabilirsiniz. Burada, o sayının sunuş yazısından kısa parçalar almak istiyoruz. Şayet ‘93’te bunların altını çizmiş iseniz, o bilinci yüklenmişsiniz demektir. Dergiyi görmemişseniz, görüp okumamışsanız, bir yerlerde kalmışsa Altınoluk, düşünce dünyanız çok şeyi kaybetmiş demektir.

Gelin okuyalım:

“Eskiden “mürteci” vardı. Sonra “gerici” oldu. Daha sonra “aşırı dinci”, “şeriatçı” kelimeleri girdi dilimize... Bunların tümü, hakim güçlerin, ülkede belirli kesimleri suçlama, bastırma ve gerekirse yok etme “yaftalar”ı idi. Boynunuza bir kere bunlardan biri asıldı mı, sistemin cellatlarından kurtulamazdınız. Söylediğiniz cevahir olsa itibar edilmez, sunduğunuz hastaya ilaç olsa kullanılmazdı.

“Bu “yerli yaftalar”ın yerini, şimdilerde “gavurca”ları aldı. Siz, kendi ülkenizin insanını yaftalarla mahkum edersiniz de, elin gavuru durur mu? Onlar da mahkum etmek istedikleri kesimler için yaftalar uydurup, dünya çapında pazarladılar. Fundamentalizm, radikalizm, İntegrizm bu süreçte pazarlanan yaftalardan. Bunların ilk kullanım yeri Washington mu, Londra mı, Paris mi? Ama şimdilerde hakim dünya güçlerinin politikasını yansıtan hemen her başkentte bol miktarda üretilip, pazara sürülüyor bunlardan. Moskova’da da istimal ediliyor bunlar, Washington’da da...

“Peki hedef kim?

“Bu yaftalar şu sıralar İslâm’ı vurmak için kullanılıyor. Vaktiyle komünizmi vurmak için üretilen yaftaların yerini şimdi “İslâm’a karşı müessir silahlar” aldı. Çünkü yükselen değer İslâm. Hakim dünya güçlerinin etki alanlarını tehdit edeceğinden korkuluyor İslâm’ın, ve daha büyümeden başı ezilmek isteniyor. Burada ilginç bir psikolojik yöntem uygulanıyor. Tüm İslâm suçlansa, bütün İslâm toplumlarının toplu tepkisini çekmek mümkün. Onun için önce İslâm dilimlere ayrılıyor. Bir kısmının adı fundamental, diğeri ılımlı oluyor. Bir kısmı radikal, diğeri uzlaşmacı oluyor. Radikal diye nitelenenle uzlaşmacı, fundamental olanla ılımlı olan karşı karşıya getiriliyor ve birbirini imha etmeleri için tüm düşmanlık unsurları devreye sokuluyor. İlk saftaki fundamental’ler imha edilince, bu defa geriye kalanlar dilimlenmeye başlanıyor. Ta ki, o İslâm toplumunun gücü bitinceye, hakim güç karşısında iradesi çözülünceye kadar. Bir de bakıyorsunuz ki, sonunda, başta en ılımlı olarak bilinenler de “fundamental”ler safına alınmış ve biçilmiş.

...

Bu sayımızda (1993, Ekim), bu sinsi mücadeleye dikkat çektik. Şu sıralar, Cezayir’den, Mısır’ dan, Suudi Arabistan’dan, Suriye’den Türkiye’ye, oradan Türk Cumhuriyetlerine uzanan bir çizgide, böyle bir misyon yükleniyor yönetimlere... “Standart dışı İslâm”ın kırılması misyonu. Bu, gerçekte, bizatihi bu toplumların en diri, en sağlıklı kesimlerinin imhası demek. Bu, toplumların kendi geleceklerini imha etmeleri demek. Ama yönetimler ya bunu anlamıyor, ya da bilinçli bir kötülük söz konusu. Biz ikinciye ihtimal vermek istemiyoruz. Çünkü düşmanın politikasına hizmet eden onur kazanmaz. Başarı da kazanmaz. Kimse kendi toplumunun çocuklarına kıyanlara madalya takmaz.

İslâm dünyası, bu kısır döngüyü kırmaz ve ithal malı yaftalarla birbirini suçlamayı, birbiriyle boğazlaşmayı terk etmezse, daha uzun süre her sömürgen’in sömürüsüne açık olmaya mahkumdur.”

Dileriz İslam dünyasının edilgenliği devam etmesin ve biz, Altınoluk olarak böyle bir sayı daha yapmak zorunda kalmayalım.

Altınoluk’un satırlarının altını çizin lütfen ve şuur dünyanızda bir karşılık oluşturun. Allah’a emanet olun.

Comments are closed.