Sabrın Fazileti

Sabrın Fazileti - Sadık Dânâ

Sayı : 378 - Ağustos 2017


Allah Teâlâ hazretleri buyurur:

“Ey îman edenler, sabırlı olunuz ve namaz kılınız. Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Sûresi / 153)

“O sabredenler, namaz kılanlar ve kendilerine verdiklerimizden gizli veya açık yoksullara dağıtıp verenler Allah’a yakın olur ve O’nu görürler.” (Râd Sûresi / 22)

“Allah sabredenlerin mükâfatını hesapsız verir.” (Zümer Sûresi / 10)

Allah Teâlâ ve tekaddes hazretleri hadîs-i kudsîlerinde buyurmuşlar:

“Ey âdemoğlu, benim kazalarıma rızâ göstermeyen, belâlarıma sabretmeyen, nîmetlerime şükretmeyen ve verdiklerime kanaat etmeyen, daha fazlasını, beterini beklesinler.”

“Ey âdemoğlu, benim verdiğim belâlara sabreden, benden râzı olmuştur.”

Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz buyurdular:

“Her ibâdetin aslı sabırdır.”

“Mihnetlere, güçlüklere sabredene ne mutlu!”

“Sabrın başlangıcı acı, sonu tatlı ve lezzetlidir.”

“Allah’ın sabrı sonsuzdur. Kendisine inanmayanlara bile rızık ve sıhhat ihsan eder.”

“Sabır Allah’tan, acele şeytandandır.”

“Bir kimseye sabırdan hayırlı bir meziyet verilmemiştir.”

“Başına gelen musîbeti kimseye söylemeyen ve şikâyet etmeyene Allah îman lezzetini ihsan eder ve bütün günahlarını bağışlar.”

Bir hadîs-i kudsîde buyurulmuştur:

“Kullarımdan bir kuluma bedeni, yahut malı, yahut evlâdı yüzünden bir musîbet verirsem, o da buna sabr-ı cemil ile mukâbelede bulunursa kıyamet günü kendisi için mizan dikmekten yahut defter-i âmalini açmaktan hayâ ederim.”

Enes bin Malik -radıyallahu anh-’den rivâyete göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz buyurdular:

“Allah bir kula hayır murad ettiği yahut onu kendisine dost edinmeyi murad ettiği zaman ona belâlar yağdırır. Üzerine yağan bu belâlalar netîcesinde kul Rabbına dua edince melekler: “Yâ Rabbî! Bizce yabancı olmayan bir ses işitiyoruz!” derler. İkinci defa dua edip de, “Yâ Rabbî!” dediği anda ise Allah Teâlâ ve tekaddes hazretleri şöyle buyurur:

– Buyur ey kulum! İstediğin herşeyi sana verdim. Senin için hayırlı olmayan herşeyi senden uzaklaştırdım. Senin için en şerefli olan şeyleri indinde hazır ettim.

Allah Teâlâ ve tekaddes hazretleri hadîs-i kudsîde buyurdu ki:

– Kullarımdan birine, bedenine, evlâdına, veya malına bir musîbet gönderdiğimde o da sabr-ı cemîl ile karşılarsa kıyamet günü ona hesap sormağa haya ederim.

Hamidü’t-tavîl, Sâbit el -Benânî’den o da Enes bin Malik -radıyallahu anh-’den rivâyet eder:

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- müslümanların arasında dolaşırken, çok zayıf, kuş yavrusu gibi olmuş bir zata rastladı. Ona:

– Allah Teâlâya bir şeyle dua ediyor veya ondan bir şey istiyor musun, diye sordu. O zat:

– Evet ya Rasûlallah! Allah’ım, bana âhirette ne ile cezâ vereceksen, onu dünyada peşin ver, diye dua ediyordum. Bunun üzerine:

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-:

– Subhanallah! Sen buna tâkat getiremezsin. Buna gücün yetmez. “Allah’ım, bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru diye dua etseydin ya!” buyurdu.

Hemen sonra da Allah Teâlâya onun için dua etti. Allah teâlâ da O’nun duâsı bereketiyle şifasını verdi.

Sâdık Dânâ, Altınoluk
Sohbetleri-1. s. 159-167

Comments are closed.