Öyleyse

Öyleyse - Neslihan Nur Türk

Sayı : 381 - Kasım 2017


Sıkıntıda, sevinçte, azığım tefekkürdü.

Hikmeti fikredişim, kederleri güldürdü.

Mü’minler kardeş olamadıkça, dünya huzûra eremeyecektir. Bizler ne zaman birbirini kollayan ve kuvvetlendiren kardeşler olursak, dünyanın yüzü de işte o zaman gülecektir. Öyleyse, durmayalım, ha gayret!

&

Başına sıkıntı geldiğinde çoğu insan “Neydi günâhım!?” diyor ve aslında, olanları hak etmediğini söylemeye getiriyor. Halbuki başka bir günah aramaya gerek yok. Çoğu kişi, kılmadığı her farz namazla birlikte, koca bir “Allah’a isyan” günâhı işliyor. Böyle olunca, fahşâ ve münker meydanı boş buluyor. E ortalık bunca günah kaynarken, sıkıntılar da kefâret cihetinden geliyor. Öyleyse, sıfır isyan, çok rahmet!

&

Doğru yolda ve yol almakta olan bir ayağa çelme takmak, haset alâmetidir. Yürüyüşün nasıl başarılı olduğunu öğrenmeye çalışmak ve örnek almak, akıllılık alâmetidir. Yoldaki engelleri kaldırmaya çalışarak yürüyene yardım etmek, kardeşlik alâmetidir. Şimdi herkes, hayırlı bir yürüyüşe ne şekilde müdâhil olduğuna baksın. Eğer akıllıca ve kardeşçe dâhil oluyorsa bilsin ki Allah, iyi niyetin karşılığını en cömertçe verendir. Hasetle ve çelmeyle dâhil oluyorsa da bilsin ki Allah, kendisini yoluna adamış bir kimseye, “Allah’ım! Her türlü şerden ve şerliden, bilhassa dar kafalı ve art niyetli kimselerin engel ve çelmelerinden Sana sığınırım!” diye duâ edecek ve her türlü engeli aşıp geçecek gücü de vermiştir. Öyleyse, yaşasın kardeşlik, ölsün haset!

&

Kesin bilgiye dayanmayan her söz ve düşünce, zandır. Zan ile verilen hükmün ve zan ile söylenen sözün arkadaşı, ya “Yanılgı” ya “Yalan”dır. O halde, “Miş” ile biten söze îtibâr etme. Hem bak zaten çoğu insan, bilir bilmez yaptığı yorumların ve bilir bilmez verdiği hükümlerin hamalı. Böyle kötü bir meslek edinmekten herkes, var gücüyle Allah’a sığınmalı. Öyleyse, hamallık etme, rikkat et!

&

Kişi tereddütte kalırsa, elbette kalbine danışmalı; fakat ondan evvel mertçe sormalı: Kalbim ölü mü, diri mi, hasta mı? Zîra, eğer danışılacak seviyede sıhhatli değilse, kalp insanı fenâ hâlde yanıltır. Unutma ki fetvâ verenlerin ilmi ve îmânı nasıl çeşit çeşitse, kalplerin ahvâli de çeşit çeşittir. Öyleyse, peşin hüküm verme, aklet!

&

Birileri “Ne kadar da genç duruyorsunuz” demeye başlamışsa, yaşlanmaya başlamışsınız demektir. Kabûllenmeseniz ne çıkar? Yaşlanmak âyetle sâbit, hiç kimsenin gelmesine engel olamayacağı ve değiştiremeyeceği bir süreçtir. İş ki onun, kabre giden yolda ciddî bir haberci, cennete lâyık hâle gelmek adına da çok önemli ve gerekli bir merhale olduğu bilinsin. Allah’a şükür, yaşadıkça içine doğru girdiğimiz bu süreç, bize sevimli ve güzel gelmektedir. Zâten kula düşen, “Ömrümüz olursa, hakkını veren, şükrünü güzelce edâ eden, hayırlı ve tatlı ihtiyârlardan eyle bizi Rabbim” demektir. Öyleyse, îtirâz etme, duâ et!

&

Elbette başka bir şeyin değil de aşkın dedikodusunu yapmak, aşk ile meşgûl ve hemhâl olmak iyi bir şeydir; fakat şunu da bilmek gerekir: Aşk, iddiâ değil ispat ister. Dilinden ziyâde, hâlin konuşsun ister. Öyleyse, slogan atmayı bırak da fedâ et!

&

Nefsinin vesvesesine takılıp hayrı kaçıran kimse, ineğin tezeğine takılıp sütü ekşiten kimse gibidir. Zâhire takılıp bâtını ıskalayan da penceredeki kalın perdeleri açmaya üşenip ardındaki gün ışığından mahrum kalan tembele benzer. Nasip almak isteyen, görmek, duymak, anlamak için emek vermelidir. Emek vermeyen ne yapacak? Çamurlu bir su gibi, her sarsıntıda, her imtihanda bulanacak! Dupduru olmak varken, bulanmayı kim ister? Öyleyse, bilmediğini bil, tam îmân et!

&

Arsızların arsızlığına mukâbil, utanarak kızarabilen temiz yanaklar vardır. Kıskançların fitnelerine mukâbil, sevinçlerimizle sevinebilen dostlar vardır. Aldatıcı ve çok yorucu dünyâ hayâtına mukâbil, her türlü gerçeğin apaçık ortaya çıkacağı, Allah için yorulanların dinlenip huzur bulacağı âhiret hayâtı vardır. Dertte devâ, cefâda safâ, yarada şifâ vardır. Öyleyse, az kahırlan, çok şükret!

&

İnsanlar, sevdikleri ve saygı duydukları birinin sözlerini, şu veya bu niyetle, muhtelif yerlerde tekrarlar; lâkin bu sırada, ister istemez uzun soluklu bir “Kulaktan Kulağa” oyunu başlar. Sen “Gül Dalı” dersin; fakat insanlar elden ele, dilden dile dolaştırırken, çiçeğini yaprağını yolup atar da, o cânım gül dalını, dikenden ibâret bir çirkine çevirir. O halde, en akıllı kimselere bir şey söylerken bile, en akılsız kişinin doğru anlayabileceği açıklık ve sâdelikle söyle ki sana da bize de güle de yazık olmasın. Biliriz, gül sözlerin yanlış anlaşılsın,  diken olup can acıtsın istemezsin. Öyleyse, ya sükût et ya mânâyı iyi şerhet!

&

Derler ki her yerde olan hiçbir yerdedir. İşte bu sebeple biz, âit olduğumuz toprağa sımsıkı tutunmayı, büyüyüp yetişelim, dal verip serpilelim diye emek vermekte olan bahçıvana vefâlı ve mûtî olmayı seçmişizdir. Derdimizi ona döker, devâmızı ondan diler, hastalığımızı ve sancımızı ona arz eder, attığımız her adımı da ona haber veririz. Gövdemizin her geçen gün gelişmesi, dallarımızın her geçen gün sağa sola uzanan kuvvetli birer kola dönüşmesi bundandır. Nârin bir fidanı kuvvetli kılan, her türlü fırtınaya ve darbeye rağmen, yine de kararlılıkla yerinde durabiliyor ve budamada, sulamada, muhafaza etmede pek mâhir bir bahçıvanın hünerli ve şefkatli ellerinden nasipleniyor olmasıdır. Dallarımız her yere uzanmaktadır; çünkü köklerimiz tek bir yerde aşkla tutunmaktadır ve sapasağlamdır. İyi niyetli her bakış, hayret ve hayranlıkla, bu hakîkati seyredebilir. Öyleyse, şüphe etme, takdir et!

&

Kimileri hizmeti ticârete döker, kimileri de bütün vârını döktüğü gibi, ticâretini de hizmet yoluna döker. Kimin nereye ne döktüğü, yaptığı işlerden, bıraktığı izlerden az çok anlaşılır. İmkânlarını, faydalı eserler ortaya koymakta kullanıyor, günden güne sadaka-i câriyeni çoğaltıyor, sevindirdiğin gönülleri artırıyor, hayır duâ edenlerinin sayısını katlıyorsan, umulur ki umut tarlasına cennet tohumu dökenlerdensin. Yok böyle değil de her fırsatta anlamsızca, elinle ya da dilinle hayrın önünü kesiyor, olması gerekenlerin olamaması için setler kuruyor, duâcılarının değil, haklarını teslim etmediğin için âh eden kalbi kırıkların sayısını artırıyorsan, korkulur ki pişmanlık tarlasına hatâ tohumu dökenlerdensin. Ne yapmalı? Sağa sola, ona buna değil, herkes ancak tekrar tekrar dönüp hangi tarlada, hangi uğurda çalıştığına bakmalı. Öyleyse, kendine dön ve dikkat et!

&

Rabbimiz! Bizi sıkıntıda, sevinçte, tefekkür edenlerden, hikmeti seyrederek, en acı anlarda bile tebessüm edebilenlerden eyle. Gönlümüzü îmanda sâbit ve tüm esâretlerden hür eyle. Sen’in yolunda yol alan ve yaptığı tüm duâlar tarafından kabûl olunan sâf kullarından eyle bizi. Âmin.

Comments are closed.