Hak Yolu İnceden İnce

Musâhabe - M. Sami Ramazanoğlu (k.s)

Hak Yolu İnceden İnce

Sayı : 347 - Ocak 2015


Allah Teâlâ buyuruyor:

«Artık ey mü’minler, bundan sonra Yahudilerin size inanacaklarını mı umarsınız? Halbuki onlardan (hahamlık eden) bir zümre vardır ki, Allah’ın kelâmını dinlerlerdi de onu anladıkları halde bile bile tahrif ve tağyir ederlerdi.

Yahudi münâfıklar îman edenlere rastladıkları zaman “Biz de îman etdik” derler. Birbiriyle başbaşa kaldıkları zaman ise: “Allah’ın size açdığı şeyleri (Rasûlullah’ın sıfatlarına dâir Tevrat’da öğretdiklerini) mü’minler Rabbiniz katında size karşı hüccet olarak getirsinler diye mi onlara söyleyip duruyorsunuz? Bunu da mı akıl edemiyorsunuz?” derler.

Acaba onlar bilmiyorlar mı ki, gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi Allah bilir.

Onların içinde bir kısım ümmîler de vardır ki, kitabı (Tevrat’ı) bilmezler. Bütün bildikleri yalnız reislerinin telkin etdiği bir sürü kuruntu ve yalandan başka bir şey değildir. Evet başka değil onlar ancak boş zanlarda dolaşıyorlar.

Artık kitabı (Tevrat’ı) elleriyle yalan yanlış yazıp da, sonra onu az bir baha ile satabilmek için “Bu Allah katındandır!” diyenlerin vay hâline! Vay elleriyle yazdıklarından başlarına geleceklere! Vay şu kazanmakda oldukları günâh yüzünden onların hâline!

(Peygamber onları Allah’ın azâbıyle korkutduğu zaman: “Atâlarımızın buzağıya tapdıkları) sayılı günlerden başka bize kat’ıyyen ateş dokunmayacak” dediler. Söyle onlara Habîbim, bu hususda Allah katından bir ahid mi elde etdiniz? Yani bu hususda Allah’dan söz mü aldınız? Şayed almış iseniz Allah hiç bir zaman sözünden caymaz. Yoksa bilmediğiniz şeyleri Allah’a iftira mı atıyorsunuz?

Evet, iftira atdığınızda hiç şüphe yok. Kim bir kötülük kazanır da suçu kendisini çepeçevre kuşatırsa onlar cehennem yârânıdırlar. Ve onlar orada bir daha çıkmamak üzere kalıcıdırlar.

Îman edip sâlih amellerde ve hareketlerde bulunanlara gelince, onlar da cennet yârânıdırlar. Onlar da orada ebediyyen kalıcıdırlar.» (Bakara suresi, 75-82)

Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, âhır zamanda ümmetinin başına geleceklerini gördüğünden ümmetini şiddetle uyarmış ve:

– Şunu biliniz ki, sizden evvelkiler yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet de yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Hepsi ateşde, biri necâtdadır» buyurmuşdur. Necâtda olanların kimler olduğu sorulunca:

– «Benim ve ashabımın yolu üzere olanlar» buyurmuşdur.

Evliyâdan ve erbâb-ı kulûbdan zannedilen ve sofiyyeden kabul edilen nice kimseler vardır ki, Cenâb-ı Hakka teveccühlerinde aslâ sâdık değillerdir. Kalbleri ehl-i gaflete meyleder, içden içe onların çirkin ef’âline can atarlar. Nefsânî hazlarını tatmin edecek davetlere muhatab oldukları zaman koşa koşa giderler. Hakkın davetine de kerhen ve bize kâfir demesinler diye icâbet ederler. Bunların hak yolunda ihlâs ve sadâkatları yokdur. Cahilliklerine bakmayıp elleriyle yazdıkça yazarlar, bunlar da hakdandır derler, kendileri hidâyetden çok uzak bir dalâlete düşmüşler, nicelerini de dalâlete sürüklemektedirler.

Hak yolunun yolcusu, Hakka vâsıl olmak için Hak neyi emretmişse ona sımsıkı sarılmalı, zâhirî hallere aldanmamalı, nefsinin hîlelerine ve bu gibi câhillerin sözlerine kanmamalı, her an uyanık ve dikkatli bulunmalıdır. Hak yolu inceden ince, dikden dikdir. İnsanların en câhili, nefsinin sıfatlarını gördüğü bildiği halde vaktini boşa harcayıp onları ıslâh ederek Hakka vâsıl olmaya çalışmayandır.

Ramazanoğlu Mahmud Sâmi, Bakara Sûresi Tefsiri, s. 165-167

Comments are closed.