Âlim Bir Sahâbî UKBE İBNİ AMR -3- -radıyallahu anh-

Âlim Bir Sahâbî UKBE İBNİ AMR -3- -radıyallahu anh- - Mustafa Eriş

Sayı : 378 - Ağustos 2017


Niçin Salât ü Selâm Getiriyoruz?

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e salât ü selâm getirmeye bizi teşvik eden birkaç sebep vardır. Bunlardan biri, kâinâtın tek sahibinin onu rahmetiyle, rızâ ve hoşnutluğu ile yüceltmesi, yani ona salavât getirmesidir. Bir diğer sebep, bütün meleklerin ona dua ve istiğfâr ederek saygılarını sunmaları, yani ona salavât getirmeleridir.

Bu gerçekleri Kur’ân-ı Kerîm’den öğreniyoruz. Onu hem Cenâb-ı Hakk’ın hem de meleklerin böylesine yücelttiğini görünce, kendisine salât ü selâm getirmenin bir görev olduğunu anlıyoruz. Ayrıca bizi karanlıktan aydınlığa çıkarmasına, bize kurtuluş yolunu göstermesine karşı minnet ve şükranımızı arzetmek için bu görevi daha büyük bir arzu ve iştiyakla yerine getiriyoruz. Hele bir de Yüce Rabbimiz’in bize “Ona siz de salât ü selâm getirin” buyurduğunu öğrenince hem namazlarımızda hem mübarek adının anıldığını duyduğumuzda hem de sevgi ve saygımızı arzetmek istediğimizde kendisine salavât getiriyoruz. (Riyaz Terc. Ve Şerhi, Hadis no: 1409)

Ebû Mes’ûd el-Ensârî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“-İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhârî, Enbiyâ 54, Edeb 78; Ebû Dâvûd, Edeb 6)

Bu hadis-i şerifin şerhinde haya ve utanma duygusu ile ilgili çok önemli hususlara dikkat çekilmektedir. Şöyle ki:

Hayâ dediğimiz utanma duygusu ilk insandan beri vardır. ilk peygamberlerden itibaren bu duygunun önemi üzerinde durulmuştur. Peygamberlere verilen bir kısım ilâhî emirler çağların değişmesiyle değişebildiği halde, utanma duygusu hakkındaki ilâhî emir hiç değişmemiştir. Bütün peygamberler bu duygu üzerinde ısrarla durmaya devam etmiştir.

 Nesilden nesile aktarılarak gelen “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” atasözü, utanma duygusunun insanı fenalıklara dalmaktan alıkoyduğunu açık bir şekilde ifade etmektedir. Şu halde Allah’tan ve insanlardan utanan bir kimsenin, nefsinin istediği her hareketi yapması mümkün değildir. Utanma duygusuna sahip olmayan bir kimsenin ise önünde hiçbir engel yoktur; dolayısıyla öyle bir kimse her türlü çirkinliği kolayca yapabilir.

Bu sözü bir tehdit olarak anlamak da mümkündür. O takdirde bu söz, “İstediğin fenalığı yap bakalım; bir gün bunların hesabını tek tek vereceksin” anlamına gelir. Bir diğer mânası da, “Yapacağın işe iyi bak! Şayet bu iş Allah’tan ve insanlardan utanılacak bir şey değilse, onu gönül hoşluğu ile yap! Eğer yaptığın takdirde Allah’tan ve insanlardan utanacaksan, onu kesinlikle yapma!” demektir. Bu sonuncu mânasıyla bu söz insana bir davranış ölçüsü vermektedir. Yapılacak bir iş, neticede insanın utanmasına yol açacaksa ondan sakınmalıdır. Utanılacak bir durum mevcut değilse, onu yapmakta herhangi bir sakınca yoktur.

Utanma duygusu, iyi ile kötüyü, haram ile helâli birbirinden ayırmada önemli bir ölçüdür.  Utanmayan bir kimse, her türlü fenalığı çekinmeden yapabilir. Sağlıklı bir toplum için utanma duygusuna sahip insanlar yetiştirme zarureti vardır. Hayâ denilen utanma duygusu, bütün peygamberlerin, ümmetlerine öğretip tavsiye ettiği ilâhî bir emir ve edeb ölçüsüdür. (Riyaz Terc. Ve Şerhi, Hadis no: 1848)

Ebû Mes’ud Ukbe ibni Amr el-Bedrî radıyallahu anh, âlim bir sahâbî olduğu için kendisine İslâmî konularda sorular sorulurdu. Ayrıca ondan özel nasihat isteyenler de olurdu.  Her ziyaretine gelen ve nasihat isteyen kimseye şu önemli tavsiyeyi yapardı:

“Cemaate sarılmanızı tavsiye ederim, zira yüce Allah bu ümmeti yanlışta birleştirmeyecektir” diyerek cemaate teşvik ederdi. Ümmet-i Muhammed’in parçalanmayıp birlik içinde olmasını arzu ederdi. (Zehebî, Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ, II, 493-496)

Ebû Mes’ud Ukbe ibni Amr el-Bedrî radıyallahu anh, hicri 42, miladi 662 yılında Medine-i Münev­ve­re’de dâr-ı beka’ya irtihal eyledi.

Allah ondan razı olsun.

Cenab-ı Hak cümlemize onun muhabbet ve sünnete ittibasından, ilminden, halinden ve güzel ahlakından hisseler nasib eylesin. Âmin.

Comments are closed.