Sağlam bir tasavvuf çizgisinde hangi özellikler bulunmalıdır?
Herhangi bir tarikatta gördüğümüz yanlış bir tavrı “Şüphelilerden kaçınmak” ilkesi çerçevesinde terk mi edeceğiz, yoksa kabul mü?
Uzlet Nedir? Faydaları nelerdir?
Soru:
Sağlam bir tasavvuf çizgisinde hangi özellikler bulunmalıdır?
Soru:
Tasavvufun muhtevâ açısından mertebeleri nelerdir?
Soru:
"Tasavvuf, tefsir, hadis ve fıkıh ilmi gibi bir ilimdir" deniyor. Tefsir İbn Abbas ile; hadis, hadis rivayet eden bir çok sahâbî ile; fıkıh yine fakih sahabîler ile Peygamberimiz zamanından bu yana sâbit ilimlerdir. Ama Peygamberimiz ve hulefâ-i râşidin döneminde tasavvufun isminden bile bahsedilmemiştir, ne dersiniz?
Soru:
Günümüzde tasavvufun içine pekçok hurâfeler karışarak bozulduğu görülmektedir. Özellikle menkıbeler konusunda sıkıntılar var. Net bir tasavvuf ortaya konmuyor? Bu konuda neler yapılabilir?
Soru:
Bazıları “Tasavvuf, Yunan mistisizminden alınmıştır.” diyorlar. İslâm literatürüne girmiş bir ilim olan tasavvufun kaynağını açıklar mısınız?
Soru:
Tasavvufa ayrı bir din gözüyle bakanlar var. Bu konudaki fikriniz nedir?
Soru:
İslâm'ı tasavvuf, cihad ve nur gibi ekol ve fırkalara ayırmak acz ifadesi değil midir?
Soru:
Tasavvuf alanında zaman zaman görülen bozulma çizgisinin nedenleri nelerdir? Tasavvufta otokontrol mekanizması var mıdır? Nasıl işler?
Soru:
Osmanlı sultanlarının tasavvuf anlayışları nasıldı?
Soru:
Tasavvufî hayat ferdî olarak yaşanamaz mı?
Soru:
Tekke, câmiin fonksiyonunu yerine getirebilir mi? Tekke, câmiin asr-ı saadetteki fonksiyonlarını kaybetmesi yüzünden mi doğmuştur?
Soru:
Bazı tarikatlar ilme, bazıları kisveye, bazıları kerâmete, bazıları nazara, bazıları çalgıya önem vermektedir. Bu yaşantı ve ilgi alanlarının farklılık sebebi nedir? Bu karmaşa içerisinde doğrunun ölçüsü nedir?
Soru:
Günümüzün bozuk şartlarında, herşeyin nefse ve şehvete hitâb ettiği bir zamanda sadece tasavvuf yeterli olur mu?
Soru:
İrşad ve tebliğ nedir? Mübelliğ kime denir?
Soru:
Seyr u sülük ne demektir?
Soru:
Tasavvuf erbâbında mutlaka herkesin seyr u sülûke girmesi gerekli olduğu ve intisåb edenin kurtulacağı anlayışı var. Bu doğru mudur?
Soru:
"Dervişler öldükten sonra kabirlerinde seyr u sülûklerini tamamlar" deniliyor. Hatta bu söz Bahâeddin Nakşbend'e atfediliyor. Ne dersiniz?
Soru:
Şer’i açıdan yaşantısı düzgün olmayan, amelleri eksik bazı kimseler tarikata bağlanıyor ve Peygamberimiz'i gördüklerini iddiâ ediyorlar. Bu nasıl olur?
Soru:
Tarikatta seyr u sülûke girmiş birisinin televizyon seyretmesi ve televizyona çıkması doğru mudur?
Soru:
“Şu tarikata gireceğim fakat şu adam olmasa” demek geçerli bir ma'zeret midir?
1
-
2
-
3
-
4
-
5
-
6
-
7
-
8
-
9
-
© 2004 - TASAVVUF KÖŞESİ bir
altinoluk.com
hizmetidir.