> Detaylı Arama > Arama Sonuçları > Üç Ayların Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi
ARAMA SONUÇLARI
Gösterilen makaleler: 1 ile 15 arası
1 2 3 Sonraki Sayfa >
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Üç Ayların Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi
Vehbi Akşit
2000 - Ekim, Sayı: 176, Sayfa: 034

Cenab-ı Allah, mekânlar içinde mukaddes mekânlar; zamanlar içinde de mukaddes zamanlar yaratmıştır. Zamanlar içinde yarattığı mukaddes zamanlardan birisi de; Müslümanlarca üç aylar diye bilinen "Receb, Şaban ve Ramazan" aylarıdır.

Dinî literatürümüzde de "üç aylar"ın müslümanlar için değeri büyüktür.

Hayatın çeşitli sıkıntıları ile nefsin şiddetli baskılan karşısında mücadelede yorgun düşen ruhlarımızı böyle gün ve geceleri de ganimet bilerek Cenab-ı Hakk'ın kulluk kapısına daha iştahlı ve daha heyecanlı olarak yaklaştırmalı ve yeniden tazelenmeliyiz. Esasen bütününün değerlendirilmesi gereken mü'minin hayatı için böyle zamanlar ayrıca yenilenme fırsatı olarak kabul edilmelidir. Mü'min bu gecede öncelikle Allah Teâlâ'nın şu âyetini düşünerek eğilmeli ve hayatı boyunca onu unutmayacak şekilde kendisine rehber edinmelidir. Cenab-ı Allah:

"Ey inananlar! (Allah'ın yasakladığı herşeyden Allah adına uzak durun ve) Allah'tan sakının. Herkes yarın için (kıyamet günü için) neler hazırladığına baksın. Allah'ın emirlerini yerine getirmemek ve yasaklarına uymamak suretiyle Allah'tan çekinin. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan (en ince noktasına kadar) haberdardır."1 buyurmaktadır.

Görülüyorki, Cenab-ı Hak, insana yaptığı işlerine ve ibadetine göre değer vermekte ve bu işleri ne maksatla yaptığına bakmaktadır. Sevgili Peygamberimize hitaben: "(Habibim) de ki: Eğer duanız ve ibadetiniz olmasa, Rabbiniz size ne diye değer versin..."2

Milletimizin büyük çoğunluğu dînî gün ve gecelerimizi sevinçle karşılarlar, tebrikleşirler, camilere dolarlar.

Asırlardan beri bütün müslümanlar, pek feyizli, bereketli ve birbirinden sevap ve fazilet bakımından pek güzel ve bir nevi hasat mevsimi olan bu üç aylara erişmenin manevî hazzını duymuşlar ve hatta birçok kardeşlerimiz bu mübarek ayları oruçlu geçirmişlerdir.

Enes b. Mâlik (R.A.)'den bir rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V.) Receb ayı girdiğinde şöyle dua ederdi:

"Ey Allahım! Receb ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır."3

Mübarek geceler, dînî eserlerde geçen "el-leyâlî el-mübâreke" tabirinin tercümesi olup, kutlu geceler, dinî yönden özel önemi olan geceler demektir. Bu tabir, tekil şekliyle "leyle-i mübâreke" şeklinde Kur'an-ı Kerim'de geçer.4 Mübarek geceler denince, ülkemizde "Kandiller" veya "Kandil Geceleri" tabir edilen (takvimdeki sırasına göre) regaib
, Miraç, Berat ve Kadir geceleri kastedilir. Bunlar "leyl" (gece) kelimesi ile isim tamlaması yapılarak Leyle-i Miraç (arapça:leyletü'l-mi'râc), Leyle-i Kadir (arapça:leyletü'l-kadr)... şeklinde anılırlar. Bunların yanısıra, her haftanın Cuma ve Pazartesi günlerine bağlayan geceler ile Mevlid gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı geceleri, muharrem ayının ilk gecesi ve âşûrâ gecesi gibi geceler de bu kapsamda kabul edilir. Bunların bir kısmının özel öneme haiz olduğuna dair ayet ve hadisler bulunmakla birlikte, bazılarına bu niteliğin verilmesi dolaylı bir yorumla olmuş, bazıları hakkında ise birçok uydurma hadis nakledilerek konu aslî mecrasının dışına taşırılmıştır.5

Üç aylar, kamerî aylardan Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır.. Bu kutsal aylar, aynı zamanda "mübarek gece" lerle doludur. Receb ayında; regaib
ve Mi'rac gecesi var. Şaban ayında Berat gecesi; Ramazan ayında bin aydan daha hayırlı olarak tarif edilen Kadir gecesi.

Üç aylarda, üç hususun vurgulandığını görmekteyiz ki, bunlar; Gece, Peygamber ve Kur'an'dır .6

GECE: Allah'ın varlığını ve tekliğini gösteren ayet (delil)lerden biri sayılan gece (leyi) O'nun kasemine de konu olmuş bir zaman parçasıdır.7

Bu mübarek geceler Yüce kitabımız Kur'an'da "Leyle-i Mübarek, Leyle-i İsra ve Leyle-i Kadir" gibi tamlamalarla kullanılmıştır. Bu ifadelerle altı çizilmek istenen "gece kavramı" dır.

Mukaddes ve eşsiz kitabımız Kur'an-ı Kerim gece nazil olmaya başlamış ve indiği gece gecelerin sultanı, indiği ay ayların sultanı, indiği Peygamber Resullerin Sultanı ve indiği ümmet de ümmetlerin sultanı olmuştur.

Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya, oradan semalara yapılan:

"O kadar (yaklaştı) ki iki yay arası kadar, hatta daha yakın oldu."8 Ayetinde ifadesini bulan nokta da Allah katınaa konuk olan Efendimiz'in bu esrarengiz yolculuğuna "İsra ve Miraç" ismi verilmiştir ki, gece vuku bulmuştur.

İslâm'ın devlete yolculuğu diye ifade edebileceğimiz Hicret, gece başlamıştır.

Böylesine büyük olaylara sahne olan gece, fertlerin şahsiyet eğitiminde ve iç zenginliği elde etmelerinde önemli bir zaman unsurudur. Bu itibarla olmalı ki, Rasulullah (S.A.V.)'e risaletin ilk yıllarında şöyle çağrıda bulunmuştur.

"Ey örtüsüne bürünen (sarılan) Peygamber! Kalk ve azı hariç, uzun uzun ibadet et."9

Rivayete göre şanlı Peygamberimiz seçkin arkadaşları beş vakit namazın farziyyetinden önce (ki on yıllık süre içinde) zorunlu olarak gece (teheccüd) namazına devam etmişlerdir. Bu, İslam'ın tüm yükünü omuzlarında taşıyacak olan çekirdek kadronun şahsiyet eğitiminin ifadesidir.

"Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile (teheccüd) namaz kıl."10

"O'na secde et ve uzun uzun gecelerde O'nu tesbih et."11 ayetleri ile Allah Rasülüne talimat verilmiş ve:

"Geceleri pek az uyurlardı. Onlar seherlerde istiğfarda bulunurlardı." 12 buyruğu ile de olgun müslümanların özelliklerinden bahsedilmiştir. Gecenin bereketli anlarından yararlanmayı gaye edinen Efendimiz mecbur kalmadıkça yatsıdan hemen sonra yatmaya özen göstermiş ve buna ters davranışı da hoş görmemiştir. Bununla İslâm'ın zamanı kullanmada sabahçı, çağdaş zaman anlayışının ise akşamcı olduğu söylenebilir.13

Özetle mü'min gecenin âbidi, gündüzün yiğidi olmaya talip olmalı, gecesini diriltemeyenin de ölü sayılacağı bilinmelidir.14

PEYGAMBER: Üç aylarda vurgulanmak istenen ikinci husus Peygamber, üçüncüsü de Kur'an'dır. Bu durumda Hz. Muhammed (S.A.V.) hem gecenin hem de Kur'an'ın konusudur. Yani ikisinde de kahraman Efendimiz (S.A.V.)'dir. Hem de ikisini kullanmakla, yaşamakla ve hazmetmekle yükümlü kahraman... Gece ve Kur'an ile barışık ve tanışık olmayan Peygamber düşünmek mümkün olmadığı gibi, tersi de mümkün değildir. Bu nedenle gece ona örtü, Kur'an ona hilye olmuştur. Şairin biri de bu gerçeği ifade ederken:

"Allah lisanıyla söylenmiş hilyedir sana Kur'an" demiştir. Yani lafzî Kur'an okuduğumuz, canlı Kur'an gördüğümüz Peygamberdir.

KUR'AN: Kur'an, Peygamber (S.A.V.)'e gece inmeye başlamış, Peygamberimiz de onu gece yaşayarak âbid, gündüz de yiğit olmuştur. Üçü de âşıkı ve maşuku durumundadırlar.

Özetle olgun mü'minlerin yolu Kur'an, Hz. Peygamber ve gece üçlüsüyle tanışmak, sevişmek ve kucaklaşmak olmalıdır. Ki bu ermenin ve olmanın da yoludur. İşte "üç aylar" ile verilmek istenen asıl mesaj budur.15

ÜÇ AYLAR BİZİ DÜŞÜNMEYE SEYRETMELİ

Mübarek üç aylar içinde kutlanan gecelerimizde, bugün için de güzel manzaralarımız camilerimizde görülür. Minareler ışıklandırılır. Mü'minler de arka bölmelere varıncaya kadar camilerin her yerinde diz çöker, namazdan önce yapılan gecenin önemini içeren konuşmayı dinlerler. Herkes huşu içinde ruhunu yücelere yükseltmiş, bir nevi yaratılış sımndaki espriyi yakalamaya çalışmaktadır.

Her mü'min, içinden yükselen şu sesi cevaplamakla meşguldür:

Ben neyim? Niçin bu âleme gönderildim? Yaratılışımdaki esrar nedir? Belli bir süre yaşayan insan, kendisine verilen süreyi doldurunca niçin bu âlemi terketmektedir? Günah nedir? Sevap nedir? Yapılınca içini tırmalandığını hissettiğin hallerde günah mı işlemiş oluyorsun? Bunun aksine; huzurlu olunca yaptıklarından dolayı sevap mı kazanıyorsun? Güzel kitabımız Kur'an bizlere neler emrediyor? Okunduğu zaman bile insanın gönlüne inşirah veren bu ses nedir? Seslerdeki mânânın kaynağı neresidir? Şu kadar yıldır insanlar bu sese niçin doymuyorlar? Gönüller susadığı zaman niçin Kur'an'a yöneliyor? Bu Kur'an niçin hiçbir zaman eskimiyor, berraklığı kaybolmuyor?

Daha birçok sorular... sorular...

Mü'minler daha nicelerini düşünürken mübarek gecenin bereketiyle yatsı namazların kılarlar. Namazı takiben tebrikleşirler, dağılırlar, evlerine çekilirler. Kur'an okunur, kaza namazları kılınır. Bu hal, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.

Mübarek gecelerimizin hemen hepsinde bu manzaraları yaşarız. Mü'minler şarza bağlanmış bir akü misali bu gecelerde enerji ile yüklenirler. Bu enerji manevi bir güçtür, onun küçük bir zerresi, idraki olanı sonsuza uçurur. Rabbine kavuşturur. İyiliklere, güzelliklere koşturur. Onun için müslümanlar, bu mübarek gecelere kavuşmayı çok arzu ederler, sevinirler, dolup taşarlar.16

Üç Aylar Bir Muhasebe Ayıdır

Üç aylar, kendimizi denetleme, değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp, geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerim almalı ve sormalıyız:

"Ey Allah'ı seviyorum diyen insan! Borçlu olduğun kulluk vazifeni yapabiliyor musun?

Peygamberi seviyorum diyen müslüman! Onun sünnetini, ahlâkını yaşıyor musun?

Kitabım Kur'an'dır dediğin halde emirlerine sarılıp yasaklarından kaçınıyor musun?

Allah'ın nimetlerini yediğin halde şükrünü yerine getiriyor musun?

Şeytanın düşman olduğunu Kur'an söylüyor, sen de biliyorsun. İman gücün ile karşı koyabiliyor musun?

Cennet haktır dediğin, inandığın ve onu arzuladığın halde ona lâyık neyin var?

Cehennem de haktır diyorsun -haklı olarak- korkuyorsun. Ama cehenneme sokacak kötülüklerden uzak durabiliyor musun?

Ölümün hak olduğunda da şüphe yok. Şu an ölüme hazır mısın?

Kendi suçlarını düzeltip tevbe etmek varken, onun bunun ayıbıyla neden uğraşıyorsun?

Geçen yılın bu mübarek günlerinde beraber olduğun halde, şu anda göremediğin eşin, dostun, akraba ve arkadaşlarını düşünüp kendine çekidüzen verebiliyor musun?

Hep kendin için çalıştın, durdun. Bugüne kadar İslâm'ın yaşanmasına katkıda bulunacak bir hizmetin var mı? Kaç kişiyi müslüman yaptın? Kaç yetimin başım okşadın, karnım doyurdun, üstünü giydirdin? Senden sonra insanlığa hizmet edecek, malından, ilminden, neslinden ve örnek ahlâkından bir evlât kazanabildin mi?

Evet, bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak, bu mübarek günlerin, gecelerin ve ayların şuuruna varmak demektir. Her an günah lekeleriyle kirlenen dudakları duaya, gönülleri dergâha yöneltmek için verilmiş olan büyük bir fırsattır. İnsanların hayat defterine hayırların kaydedilmesine, hataların affedilmesine, sevapların verilmesine vesile teşkil eden bir nimettir.

Dipnotlar: 1. Haşr 59/18. 2. Furkan 25/77.3. Ali el-Müttekî, Kenzü'l-Ummâl, 1/79, No:18049; Tahsin Aydın, Üç Aylar ve Fazileti, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Semineri, Konya, 1994, s.37. 4. Duhân 44/3. 5. Faruk Beşer, İslam'da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, "Mübarek Geceler"mad. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınlan İstanbul, 1997, , c.3, s.356. 6 Recep Cici, "Üç Aylar İkliminde" Altınoluk Dergisi, Ocak, 1994, s.21. 7 Leyi 92/1. 8. Necm 53/9. 9. Müddessir 73/1-3. 10. İsra 17/79.11. İnsan 7/26.12. Zariyat 51/17-18. 13. Mustafa İslamoğlu, Yürek Devleti, Denge Yayınları, 9. Baskı, İstanbul, 1993, s.74. 14. Recep Cici, a.g.m. 15. Recep Cici, agm. 16. Sami Uslu, "Üç Aylar ve Regâib Gecesi", Diyanet Aylık Dergi, Aralık 1994, s.14-15.

Mübarek Geceleri Tanıyalım

Şimdi bu mübarek geceleri sırasıyla tanımaya çalışalım:

1. Regâib Gecesi: "Regâib" rağbet olunan, bol ihsan ve değerli hediyeler demektir. Receb'in ilk Cuma gecesinde bu kabil ihsan ve ikramlar beklenildiği için o geceye "Regâib Gecesi" denmiştir. Bazı eserlerde Rasülullah'ın o gece annesinin rahmine düştüğü kaydedilirse de bu rivayet güvenilir naklî delillerle sabit olmadığı gibi, Receb'in başı ile Rebîu'levvelin onikisi arasındaki süre tabiî doğum süresinden az olduğu cihetle mantıki açıdan da eleştirilmiştir. Bu durumu izah için bazıları "bu gece annesinin ona hamileliğini anladığı gündür" demişlerse de bunu doğrulayan bir rivayet yoktur. Dolayısıyla, Regâib gecesi, Receb ayının ilk Cuma gecesi olması sebebiyle, ibadet, taat ve hayırlı işlerle tes'idi için daha bir özen gösterilmesi tavsiye edilen bir gecedir. Konuya ilişkin araştırmalarda kutlanmasına hicrî 480 yılında başlandığı belirtilen bu geceye mahsus bir namaz yoktur; bu konuda nakledilen rivayetlerin asılsız olduğu belirlenmiştir.1

2. Miraç Gecesi: Miraç, çıkılan yer ya da çıkma aleti ve merdiven demektir. Hz. Muhammed (S.A.V.)'in hicretten bir süre önce, Allah'ın emri ile Mescid-i Haram'dan alınıp, Mescid-i Aksa'ya götürüldüğü, oradan semaları katederek Rabbine yükseltildiği tarihen sabit, bir kısmı Kur'an'da, bir kısmı da sünnette anlatılan gerçek bir olaydır ve buna "miraç" denir. İslâm bilginlerinin büyük çoğunluğu Miraç'in Recep ayının 27. Gecesi nde gerçekleşmiş olduğu kanaatindedir. Beşeriyetin kurtarıcısının fevkalâde taltiflere ve manevî hediyeler mazhar olduğu böyle bir zaman dilimine müslümanların çok değer vermeleri tabiidir ve eskiden beri bu gece "Miraç Gecesi" adıyla kutlanagelmiştir.

Bu gece münasebetiyle, Miraç olayının öncesinde ve sonrasında Hz. Peygamber'in ve ashabının tevhid mücadelesi uğrunda katlandıkları eziyet ve sıkıntılar hatırlanmalı, Rasülullah'ın örnek hayatı gözden geçirilmelidir, sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya özel bir önem verilmeli, namaz, Kur'an tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla gecenin feyzinden yararlanılmaya çalışılmalıdır. Bu geceye ait ibadetler hakkında nakledilen hadislerin asılsız olduğu tesbit edilmiştir. O yüzden bu gece için maayyen rekatları olan namaz kılınması dinî dayanaktan yoksun bir iş olur.2

Dipnotlar: 1. Faruk Beşer, a.g.e., c.3, s.358. 2. Faruk Beşer, a.g.e., c.3, s.358.